Ataturkun son 300 Gunu

Genel Kultur

Atatürk’ün hayatından alınan bu küçük kesitler birleştirildiğinde, büyük bir devlet adamlığının ve insanlık erdemlerinin pek çok unsurunu üzerinde taşıyan, oldukça ilginç ve sevimli bir portre ortaya çıkmaktadır.

Atatürk’ün kabına sığmayan mizacı, hastalığında kendisine getirilen müeyyidelerde belirginleşmektedir. Doktorlar sigarayı günde 10 adet ile sınırlamaktadır. Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’ın anlattığına göre, Atatürk bir yolunu bulup istediği kadar sigara ve kahve içmeye devam etmiştir (Sayfa: 15-16) .

Falih Rıfkı Atay, Cumhuriyet’in 10ncu yılını kutlamaya hazırlandıkları günlerde, onca iş ve yoğunlukta bile sıkılan ve yalnızlık duyan Atatürk için şu sözleri sarf eder: “Çankaya Köşk’ünde yapacak bir iş bulamadığı için iç sıkıntısına tutulduğu vakit, kendisini cangıldan alınarak kafese konmuş bir aslana benzetirdim” (Sayfa: 20). Atatürk’ün yalnızlıktan kurtuluş yöntemi de oldukça ilginçtir. Saraydan gizlice kaçarak, Boğazda bir Rum meyhanesinde balıkçılarla kol kola horon tepmektedir. Korumalar geldiğinde ise “yakalandık” diye söylenmesi onun hoş çocuksu duygularını açığa çıkarmaktadır (Sayfa:22).

Dündar’ın verdiği örneklere göre Atatürk için sofra, “Bilgeler Meclisi” ya da “Danışma Kuruluydu.” Masanın yanında her zaman yazı tahtası bulundurmakta, daima yüksek şahsiyetlere danışma ve bilgilenme amaçlı yemek vermektedir. Ayrıca, F. Rıfkı Atay’ın anlattığına göre bir vazifede kullanacağı adamları hiç söylemeksizin, hissettirmeksizin, sofrada uygun anlarda türlü yönlerden yoklamaktadır (Sayfa:24). Ayrıca içki aldıktan sonra hafızasının zayıfladığına pek rastlanılmadığı da anlatılmaktadır.

Atatürk’ün vücutça ve kafaca güçlülüğü, 10 ncu yıl nutkunu yazdırırken kaç gece sabahladığı ve o dimdik ayaktayken, metni dikte ettirdiği gençlerin nasıl uyku için nöbet değiştirdikleri, örnek verilerek vurgulanmıştır (Sayfa:24). Ayrıca, oldukça hasta olmasına rağmen yatağında Güneş Dil Teorisi üzerinde çalıştığı da anlatılmıştır (Sayfa: 37).

Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olmasından sonra sorumlu devlet adamı olarak hükümete ince bir strateji ile yol göstermesi de oldukça ilginçtir. Asım Us takma adını kullanarak hükümeti eleştiren yazar, gerçekte, Mustafa Kemal Atatürk’tür (Sayfa:27).

Atatürk’ün insani yönüne ve engin hayat felsefesine güzel bir örnek de İsmet İnönü ile aralarının açılması ve İnönü’nün Başvekillikten ayrılmasından sonra Genel Sekreterine verdiği şu öğütlerde bulunabilir: ” Biliyorsun, bizde, bilhassa politikacılar arasında kökleşmiş, çok kötü bir itiyad mevcuttur. Bir adam makamdan çekildi mi derhal etrafı boşalır, en yakını gibi görünen kimseler tarafından dahi terk edilir. Bu sefer arkadaşlar bunun tersini yapmalı. Bu sakim itiyadı, medeni insanlara yakışan hareketleriyle fiilen ortadan kaldırmak yoluna gitmelidirler … İşte bunu sağlamaya çalışmalıyız” (Sayfa:34).

Atatürk’ün Türk müziği hakkında söyledikleri bütün Türk halkının duygularına tercüman olmaktadır: “Biz bir Türk bestesini dinlediğimiz zaman, ondan, geçmişin uyanma bırakması lazım gelen hikayesini, kalbimize giren oklar gibi duymak isteriz. Acı olsun, tatlı olsun biz bir beste dinlerken farkında olmaksızın hislerimizin inceldiğini duymak isteriz” (Sayfa:41).

Atatürk’ün şövalye ruhu Tanburi Selahattin’in verdiği tanburu çalarken tellerden birinin kopması üzerine “İnsan bilmediği işe burnunu sokmamalı” davranışında da kendini göstermektedir. Aynı gün şık elbiseleri ile bir baloya katılmış ve kendisine takdim edilen bayanları nazikçe selamlamıştır . Akabinde bir vals başlayınca 18 yaşında bir genç çevikliği ile piste çıktığı görülmüştür (Sayfa:55 ). Daha sonra, orkestraya “Sarı Zeybek” çalmalarını söyleyerek, dizlerini yere vura vura, Aydın efelerine taş çıkartırcasına oynaması, izleyicileri büyülemiştir (Sayfa:57). Üstelik, O bunları yaparak etrafa neşe saçarken, oldukça hasta ve acılar içindedir. Atatürk’e karaciğerinin hasta olduğu teşhisi konduğu gece Melek Tokgöz’ün konserine gitmiştir (Sayfa: 67).

Hastalığının tedavisi için yabancı doktorların davetini” Ortada Hatay meselesi var. Hastalığım duyulursa fena olur” diyerek, memleket meselelerini şahsi menfaatlerden de öte, canından üstün tuttuğunu göstermiştir (Sayfa: 63). Durum daha da ciddileşip hastalığı saklanamaz hale geldiğinde ve dedikoduların arttığı bir dönemde, dimdik ayakta olduğu mesajını vermek için Mersin’de 19 Mayıs kutlamalarına katılmaya karar vererek, Fransız sefirine şöyle kükremiştir: “Milletime söz verdim; Hatay’ı alacağım. Namusum üzerine söylüyorum ki, o Türk toprağını Fransızlara bırakmayacağım. Sözümü yerine getirmezsem milletimin huzuruna çıkamam, yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim yenilmem; yenilirsem bir dakika yaşayamam” (Sayfa:72). Atatürk, Hatay için canını ortaya koymuştur ve şimdi canı tehlikededir. Hatay O’nun davasıdır ve sonunda davayı da kazanmıştır, ama, kendisini bu yola feda etmiştir (Sayfa:88).

Atatürk’ün insancıl yönü hasta yatağında yatarken yakın dostlarının rahatsızlanmasından duyduğu üzüntüde bir kez daha ortaya çıkmaktadır: “Celal Bey de hasta yatıyor. Fevzi Paşa’nın da şekeri var, O da hasta. Ne olacak bilmem?” (98). Onun hasta yatağında gördüğü kâbuslarını arkadaşlarına anlatması ıstırabının boyutlarının çok yüksek olduğunu göstermektedir (s.116).

Atatürk’ün metâneti ve gerçekler karşısındaki soğukkanlılığı genel sekreterine ölmeden önce bilinçli ve son derece dikkatli yazdırdığı vasiyetnamesinde de kendini göstermektedir. Vasiyetinin ilgi çekici yönlerinden birisi banka gelirlerinin bir kısmını Türk Tarih ve Türk Dil Kurumlarına bırakmasıdır. Ayrıca, vasiyete göre İsmet İnönü’nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç oldukları yardım yapılacaktır. Böylece son görevini de yapmıştır (Sayfa: 109).

Ölüm döşeğinde yatarken Celal Bayar hükümetin projelerini arz etmektedir. A. İnan odaya girerek Atatürk’ün yorulduğunu söyler. Ancak, Atatürk, “Gel sen de dinle. Çok mühim ve güzel şeyler anlatılıyor. Bunlar insanı yormaz, insana can verir… Rica ederim, devam.. ” demiştir. Kendisini son nefesine kadar ulusuna adayan Atatürk’ün teşhisleri de son derece önemli ve tutarlıdır:” Bizim bu işleri başarmamız için önümüzde en çok üç yıl mühletimiz vardır. Demem ki ondan evvel fırtına kopmaz” (Sayfa:120). Henüz hükümette böyle bir görüş olmadığı belirtilmiştir. Harp tam da onun öngördüğü gibi bir yıl sonra patlamış, ama, artık o hayatta değildir.

Yatağının baş ucunda bir tablo asılıdır. Tabloda kır çiçekleri ile bezeli yemyeşil bir yamaç alabildiğine uzanmaktadır; bu yamacı çiçek açmış meyve ağaçları süslüyor, arka alanda ise nefis bir göl ve heybetli, karlı dağlar manzarayı tamamlamaktadır. Tablonun adı “4 mevsim” dir. Atatürk bu tabloya baktığında memleketin dört köşesini gördüğünü belirtmiştir (Sayfa:127).

29 Ekim kutlamaları oldukça dramatik ve etkileyici olaylara sahne olmuştur: “29 Ekim törenlerinden dönen Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerini taşıyan vapur Dolmabahçe önünden geçiyordu. Öğrenciler vapurdan “Atamızı görmek istiyoruz” diye bağırdılar. Ardından da İstiklal Marşı’nı ve 10. Yıl Marşını söylemeye başladılar. “Çıktık açık alınla/ 10 yılda her savaştan” dizeleri Dolmabahçe’nin hüzünlü duvarlarında çınladı.” Can Dündar son sahneyi şu yorumla aktarıyor: “Yanındakiler, son düşmanı olan ölümle savaşan bu kudretli adamın ilk kez o gün ağladığını gördüler” (Sayfa:141).

Kitabın son paragrafı da Atatürk’ün ölümünün ardından ona olan sevginin derecesini ifade etmek açısından önemlidir: Atatürk’ün yaveri bu acıya katlanamamış ve tabancasından kalbine sıktığı bir kurşunla hayatına son vermiştir (Sayfa:155).

Kitabın Adı Sarı Zeybek Atatürk’ün Son 300 Günü
Kitabın Yazarı Can DÜNDAR
Yayınevi ve Adresi Milliyet Yayın A.Ş. Doğan Maedya Center 34554 Bağcılar İSTANBUL
Basım Yılı 1994

NedirKimdir.Com nedir Kimdir sitesinde Bu bilgi makale toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmistir

Hikayeye Yorum Yok

Mirc nedirkimdir sohbet

Astroloji Terimleri Sözlüğü (S-Z)

Sozluk

Sabit (Fixed): Dörtlülerden birine de bu ad verilmiştir. Nitelikleri gösteren Sabit dörtlüde Boğa, Aslan, Akrep ve Kova burçları vardır.

Sabit Yıldızlar ( FIXED STARS ):“Gökyüzünün çatısına” sabitlenmiş gibi görünen yıldızlardır. Büyük ayı ve Orion gibi, ve tabii “yıldız burçlarına” adlarını veren takım yıldız, yani konstellasyon vardır. Bunlar gökyüzüyle birlikte hareket ederler, dolayısıyla göklerin çatısı döndükçe, onlarda Doğudan yükselir ve Batıdan alçalırlar (batarlar . İnsanlar sabit yıldızların hareket ettiklerini göremezler (oysa,örneğinVenüs’ü izleyebilirler). Görebildiğimiz hemen tüm yıldızlar sabit yıldızlarıdır. Hareketli olan sadece 10 yıldız vardır. Bunlar, (iki luminer de Güneş ve Ay dahil olmak üzere) “planet” dediğimiz gezegenlerdir ve yıldız denizinin ortasında ağır ağır hareket ederler.

Şans Noktası ( PART OF FORTUNA ):Yükselen burç + Ay - Güneş.

Semboller (Planets and Signs): Işıklar, gezegenler ve burçları belirten şekillere ‘sembol’ denilir.

Serpme: Bir doğum haritasında güçler ayrı ayrı burçlara dağılmışsa buna ‘Serpme’ denilir. Bu tür dağılış insanın pek çok şeye ilgi duymasına neden olabilir.

Sert Etkiler (Affliction): Bir gezegenin başka gezegenlerle kare ya da karşıt bakış açısı oluşturması, ya da zararlı ve zayıf etkili olduğu burçlarda bulunması.

Sinastri: İki veya daha fazla doğum haritasının birbirleriyle kıyaslanmasıdır.
Su (Water): Üçlüler veya unsurlardan birinin adıdır. Su üçlüsünde Yengeç, Akrep ve Balık burçları bulunur.

Singleton ( TEK PLANET ):Bir yarımkürede tek başına duran gezegenler.

Soltist ( SOLISTICE ):Bir yılda gecenin en uzun ve en kısa olduğu iki günden biri.

Su Burçları ( WATER SIGNS ):Su elementine ait üç burç. Yengeç (öncü), Akrep (sabit) ve Balık (değişken)

T

Takımyıldızlar: Astronomi biliminin kabul ettiği belirli yıldız gruplaşmaları. Ekliptik üstündeki takım yıldızların isimleri burçlara da verilmiştir. Fakat burçlar adlarını aldıkları takımyıldızlarla aynı yerlere düşmezler.

Temel horoskop ( BASIC HOROSCOPE ):Kişinin doğduğu anda, doğum yerinden görülen gökyüzü haritası.
Terazi (Libra): Zodyak’ın yedinci burcudur. Güneş, 23 Eylül - 23 Ekim devresinde bu burçta kalır.

Toprak (Earth): Üçlülerden birine Toprak adı verilmiştir. Bu üçlüde Boğa, Başak ve Oğlak burçları bulunur.

Transit (Transit): Bir gezegenin gökkubbede hareketi sırasındaki konumu. Doğum haritasındaki gezegen ve evlere bakış açısı yapıyorsa olayları başlatır.

Tutulum (Ecliptic): Bk. Ekliptik.

U

Ufuk (HORIZON):Doğum haritasında yükselen ile alçalanı birleştiren yatay çizgi.

Ufukta Kısa Süre Kalan Burçlar ( SIGNS OF SHORT ASCENSION ):Oğlak, Kova, Balık, Koç, Boğa, İkizler. Bu süreler kuzey yarı küresi için geçerlidir. Eşlekte süre eşit, güney yarım kürede tam tersidir.

Ufukta Uzun Süre Kalan Burçlar ( SIGNS OF LONG ASCENSION ): Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep ve Yay’dır.

Unsurlar veya Üçlüler: Zodyak dört gruba ayrılır. Her grupta üç burç bulunur. Bu üçlüler veya unsurlar burçların ortak özelliklerini gösterirler. Bu unsurlar da Ateş, Toprak, Hava ve Su’dur.

Ü

Üçgen (Trine): Doğum haritasında güçler arasındaki 120 derecelik çok uyumlu açılar. Bazen bir gezegen iki ayrı güçle bu açıyı yapar. O zaman ortaya büyük talih sayılan bir ‘Büyük Üçgen’ çıkar.

Üçlüler (Elements): Veya unsurlar. Burçlar, özelliklerine göre üçer üçer gruplarına ayrılırlar. Bunlar da Ateş, Toprak, Hava ve Su üçlüleridir.

Üçüncül Evler (Cadent Houses): Üçüncü, altıncı, dokuzuncu evler. Bu evler zayıf olup üçüncü ve dokuzuncu evler zihni etkiler. Altıncı ev ise bir gezegen için en kötü durumdur.

Y

Yararlı Gezegenler (Benefics): Jüpiter ve Venüs. İlki başarı, ikincisi iyi huylar verir.

Yay (Sagittarius): Zodyak’ın dokuzuncu burcudur. Güneş, 23 Kasım - 21 Aralık’ta bu burçta kalır.

Yengeç (Cancer): Zodyak’ın dördüncü burcudur. Güneş, 22 Haziran - 22 Temmuz devresinde bu burçta kalır.

Yeni Ay (New Moon): Ay yuvarlağının tüm karanlık olduğu devredir. Ay ve Güneş aynı burçta kavuşumdadır.

Yönetici Gezegen (Ruler, Lord): Evlerin bulunduğu burçları yöneten gezegendir. Örneğin ikinci ev İkizler ise yönetici gezegeni Merkür, yükselen burç Balık ise yönetici gezegen Neptün’dür.

Yörünge ( ORBIT ):Bir gök cisminin hareketi boyunca izlediği yol.

Yükseklik ( ELEVATION ):Bir yıldızın ufuk düzleminden yukarı doğru açısal uzaklığı.
Yükselen Burç (Ascendant): Doğum saati ve yerinde Zodyak’ın Doğu Ufkunda Yükselen Burç ve derecesi. Yükselen burç ayrıca gökyüzü haritasının da birinci evinde bulunur.

Yükselen Gezegen (Elavated Planet): Yükselen burcun yöneticisi olan güce bu ad verilir. Bu gezegen haritada güçlü sayılır.

Z

Zararlı Konum (Detriment): Bir gezegenin doğal burçlar kuşağında kendi burcunun karşıt burcunda yer alması. Örneğin Mars Terazi burcunda zararlı konumdadır.

Zıtlık (Opposition): Doğum haritasında iki gücün oluşturduğu 180 derecelik sert açı. Bazen iki zıt açı birbirini keser ve ortaya Büyük Çapraz çıkar. Bu durumda iki çift zıt burçta bulunan dört güç birbirlerini sert etkilerler. Bu olumlu bir durum sayılmaz.

Zodyak (Zodiac): Dünyamızın ekliptiğin her iki yanında 8’er derecede görülen gökyüzü kuşağı. Gezegenler bu kuşakta görülürler. Astrolojide bu gökyüzü kuşağı otuzar derecelik on iki eşit kısma bölünür. Bu eşit parçaların her biri de bildiğimiz burçlardır.

Zodyak Burcu( SIGN OF THE ZODIAC ):A) Güneş’in zodyakta çizdiği yörüngenin (her biri 30 derecelik) 12 eşit dilime bölünmesinden sonra bunlara verilen astrolojik isim. Her burç ismini, (başlangıçta o burcun arkasında konumlanmış olan, ancak presesyon nedeniyle artık tam o konumda olmayan) bir takım yıldızdan alır.
B) Burçların doğum anında Güneş’in konumuna göre verilen geleneksel, ancak tam kesinlik taşımayan isimleri.

NedirKimdir.Com nedir Kimdir sitesinde Bu bilgi makale toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmistir

Hikayeye Yorum Yok

Mirc nedirkimdir sohbet

Yalçın Toker Biyografisi

Biyografi, Kimdir

ESERLERİ

1.Ben Spor Yazarı İken
Yalçın Toker
Toker Yayınları

Bu kitap aslında en az iki yıl önce çıkmış olmalıydı.. Çünkü böyle bir kitap yazmaya bundan üç yıl önce karar vermiştim.. Hazırlamam altı-yedi ayımı alsa, iki yıl önce basılmış olurdu. Gecikmenin sebebi, araya ameliyatımın girmesi ve bir yıla yakın bir süre çalışamamamdı. Önce kitabı yazma kararını verdiğim günden söz edeyim. 1996 yılı Ekim ayının ilk haftası idi.. Yayınevimdeki masamda çalışırken bir fax mesajı aldım. Fax, Türkiye Spor Yazarları Derneği`nden geliyordu.

NedirKimdir.Com nedir Kimdir sitesinde Bu bilgi makale toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmistir

Hikayeye Yorum Yok

Mirc nedirkimdir sohbet

Veda Haccı Nedir?

nedir

Hz.Muhammed’in kabeyi son ziyaretine islam dininde “veda haccı” denir. Hz.Muhammed, hicretin onuncu yılında büyük bir müslüman gurubu ile Medineden Mekkeye giderek bütün müslüman diyarlardan gelmiş büyük bir kalabalıkla üç defa toplu görüşme yaptı. Bu konuşmalarından birinde bundan böyle kabe’ye müslüman olmayanların sokulmamalarını istedi.

Ayrıca müslümanların kendisinden sonra tutması gereken yollar hakkında öğütler verdi. Kapalı bir şekilde kendisinin de buraya artık son gelişi olduğunu belirtti.

Medineye dönüşünden üç ay sonrada (632) de öldü.

NedirKimdir.Com nedir Kimdir sitesinde Bu bilgi makale toplamda 0, bugün ise 0 kez görüntülenmistir

Hikayeye Yorum Yok

Mirc nedirkimdir sohbet

Hiciv nedir

nedir

Bir şahsı, bir fikri, bir olayı, manzum yolla yerme, yergi. İlk örneklerine eski Yunan ve Lâtin edebiyatlarında rastlanan bu tarz Batı edebiyatında özel bir şiir türü olarak gelişmiştir. Türk edebiyatında da, özellikle Divan edebiyatımızda ve Yirminci yüzyıl edebiyatımızda ünlü hiciv şairleri yetişmiştir. Divan edebiyatında Nef`î, Tanzimat edebiyatında Ziya Paşa, Abdülhamit devrinde Eşref, ünlü hiciv şairlerimizdendir

NedirKimdir.Com nedir Kimdir sitesinde Bu bilgi makale toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmistir

Hikayeye Yorum Yok

Mirc nedirkimdir sohbet
« Onceki Gonderilenler