Batıl İnançların Kökeni Nedir?

Napolyon’un en büyük korkusu kara kedilerdi, Sokrates ise nazardan son derece çekinirdi, Büyük Petro için ise köprüden geçmek dünyada olabilecek en korkunç şeydi..

İnsanlar geçmişte olduğu gibi günümüzde de batıl inançlara sahipler. Batıl inanca sahip olmayan, benim hiç batıl inancım yok diyenler bile emin olun bir seçim yapmaları gerektiğinde ilk önce şanslı sayılarını veya şanslı renklerini seçiyorlar.  Günümüzde tüm veriler bilime dayandırılmakta olmasına rağmen hiç bir bilimsel açıklaması olmayan batıl inançlara hala sahibiz. Merdiven altından geçmek, aynanın kırılması, kara kedi görmek kötü şans olarak kabul edilirken at nalının, lades kemiğinin iyi şans getirdiğine inanıyoruz.

Kötü şansa ve iyi şans getirdiğine inanılan semboller aslında bizlere atalarımızdan miras olarak kaldı ve bizler de atalarımızdan kalan bu mirası sürdürmeye devam ediyoruz. İsterseniz iyi şansa ve kötü şans getiren bu sembollerin kökenine bir göz atalım. Acaba ne kadar uzun zamandır bu inançlara sahibiz bakalım.

İyi Şans Getiren Batıl İnançlar

At Nalı

Baş piskopos olmadan önce demircilik yapan Dunstan bir gün yanına gelen birinin ayaklarına bakar ve ayaklarının ayrık olduğunu görünce onun şeytan olduğunu hemen anlar. Ve Şeytanı bir şekilde kandırarak ayaklarından nal ile çiviler, bunu yaparken öyle bir yapar ki ayaklarından nal ile çivilenmiş olan şeytan kıpırdayamaz ve büyük acılar çeker ve Dunstan’dan merhamet diler. Dunstan ise şeytana bundan sonra evinin kapısının üstünde nal olan hiç bir eve girmeyeceğine yemin etmesi halinde merhamet göstereceğini söyler ve onu yemin edene kadar bırakmaz.  10. yy’da bu öykünün ortaya çıkması üzerine at nalı bundan sonra kötülüklerden koruyan iyi şansa getiren bir nesne olarak kabul edilir.

Lades Kemiği

V şeklindeki lades kemiğini karşılıklı tutarak dilek dileyenlerden elinde büyük kemik kalana iyi şans getireceğine dair inanç yaklaşık 2400 yıldır süre gelmektedir.

Dört Yapraklı Yonca

Dört yapraklı yoncanın uğurlu kabul edilmesi doğada çok nadir bulunmasından ileri gelmektedir. MÖ 200 yıllarına kadar dayanan bu inanç İngiliz rahiplerince kutsal kılınmıştır.

Kötü Şans Getiren Batıl İnançlar

Ayna Kırma

Aynanın kötü şans getirdiğine dair batıl inanç henüz cam aynalar bulunmamışken dahi vardı. Yunanlılar bir kabın içine doldurulan suyun yansımasına bakarak o kişinin geleceği hakkında fal bakıyorlardı. Benzer şekilde yansımalardan geleceği görmek için kristal küreler ve daha başka yansıma sağlayan araçlar da tarih boyunca kullanıla gelmiştir. İster sığ bir su yüzeyinden isterse kristal bir küreden kişinin geleceği hakkında fal bakılırken içi su dolu kabın veya kristal kürenin o sırada kırılması durumunda kişinin geleceği olmadığına inanılırdı.

On üç Sayısı

On üç sayısının uğursuz olduğuna dair en bilinen hikaye Hristiyanlık inancına dayanıyor; İsa’nın son yemeğinde İsa havarileriyle birlikte toplam on üç kişiydiler. Bu yemeğin üzerinden 24 saat bile geçmeden İsa çarmıha gerildi. Bu en bilinen hikaye olmasına  rağmen on üç uğursuz olduğuna dair efsane İskandinav mitolojisine dayanmaktadır. On iki tanrının davetli olduğu ziyafete kötülük ve kavga tanrısı Loki davetsiz olarak gelir ve sayı on üç olur. Loki’yi ziyafetten kovmak için çıkan mücadele sırasında en sevilen tanrı Balder’in ölmesi üzerine on üç sayısı uğursuzluk ve kötü bir olayın olacağı şeklinde yorumlanmaya başlar.

Kara Kedi

Avrupa’da kediler genellikle yalnız,yaşlı kadınlar tarafından beslenirdi. Bu kadınların kara büyü yapan cadılar olduğuna dair inanış yaygınlaşınca bu kadınlar ile kara kediler ilişkilendirilmeye başlandı. Cadıların sokaklarda fark edilmeden yürümeleri için kediye dönüştükleri inancı yaygınlaşınca kediler uğursuz olarak kabul edilmeye başlandı. Ortaçağ’ın sonlarına doğru toplumlar kedilerin soylarını tüketmeye çalıştılar, binlerce kedi ve yaşlı kadın kazıklara bağlanarak yakılmaya mahkum edildiler.