Nurettin Topçu Kimdir? Biyografisi – Hayatı

Nurettin Topçu Kimdir? Biyografisi – Hayatı

nurettin-topcu-kimdir

Şu sıralar gündemde olan, Türk yazar, akademisyen ve fikir adamı Dr. Nurettin Topçu kimdir? Aslen nerelidir? Nurettin Topçu hakkında bilinmeyenler ve merak edilen tüm detaylar yazımızda…

Dr.Nurettin Topçu Kimdir?

Türk yazar, akademisyen ve fikir adamı Dr.Nurettin Topçu, 1909 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Pankreas kanserine yakalanan Topçu, 10 Temmuz 1975 tarihinde, İstanbul’da vefat etti.

Aslen Erzurumlu olan Topçu’nun ailesi “Topçuzâdeler” olarak bilinirdi.

Dedesi Osman Efendi, Erzurum’un Ruslar tarafından işgali sırasında Türk ordusunda topçuluk etmiş; bu lâkap oradan kalmıştır. Babası Topçuzâde Ahmet Efendi ailenin tek evladıdır. Hayvan ticareti yapmak üzere İstanbul’a göçmüştür.

Nurettin Topçu, henüz 6 yaşındayken Bezmiâlem Valide Sultan Mektebi’nin ana kısmına yazıldı. Daha sonra Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi’ni birincilikte tamamladı.

Aynı dönemde babası Ahmet Efendi Çemberlitaş’ta kasap işletmeye başlamıştır. Bu dönemde oldukça sakin ve içine kapanık bir çocukluk dönemi geçiren Topçu’nun küçük bir sandıkta kitap ve gazete biriktirme merakı vardı.

Hayatı boyunca süren Mehmet Âkif sevgisini ise; İmlâ öğretmeni Nafiz Bey’den almıştır.

Eğitim Hayatı

Lise öğrenimini İstanbul Erkek Lisesi’nde tamamlayan Topçu, kendi kendine Avrupa’ya tahsil imtihanlarına girmiş ve 1928’de kazanmıştır. Daha sonra Hamdi Akverdi, Vehbi Eralp, Ziya Somar gibi şahıslarla birlikte burslu olarak Fransa’ya gitmiş.

Topçu önce Bordo Lisesi’ne nakledilir. İlk yazı denemelerini burada kaleme alır ve üye olduğu Sosyoloji Cemiyeti’ne gönderir. Moris Blondel’i bu lise döneminde tanır. Daha sonra mektuplaşırlar. Burada psikoloji sertifikasını verir. İki sene sonra Strazbourg’a geçer. Üniversitede felsefe tahsil eder. Ahlâk kurlarını tamamlar, sanat tarihi lisansı yapar.

Nurettin Topçu Fransa’da Ruhiyat ve bediiyat, Umumî felsefe ve mantık, Muasır sanat tarihi, İçtimaiyat ve ahlâk, İlk zaman sanat ve arkeolojisi dallarından lisans aldı.

Yazları İstanbul’da geçiren Nurettin Topçu, 1931 yılında Ağabeyi Hayrettin Topçu’yu da yanına alır.

Topçu’nun Avrupa’daki hayatı okul, ev, kütüphane çerçevesi içinde geçer. Ancak hafta tatillerinde derneklerin tertip ettikleri toplantılara gider. Aynı toplantılarda Samet Ağaoğlu, Ömer Lütfi Barkan, Besim Darkot gibi zatlar da bulunmaktadırlar. Topçu bu arada Tasavvuf tarihçisi Luis Massignon ile tanışır.

Dr.Adnan Adıvar’ın Türkçe dersi verdiği Masignon’a daha sonra bu dersi Topçu verir. Strazbourg’da doktorasını hazırlayan Topçu, Sorbon’a gider, doktorasını verir: “Conformisme et révolte”.

Bu üniversitede felsefe doktorası veren ilk Türk öğrencisidir. Bu tez 1934 yılında Paris’te kitap halinde yayınlanır.

1990 yılında da tıpkı baskısı Kültür Bakanlığı’nca Ankara’da yapılır. “Bergson” konusunda doçentlik tezi hazırladı, fakat kadroya geçemeyince bu tez kitap halinde basılarak yayımlandı.

Kariyeri

1934 yılında Türkiye’ye dönen Topçu, 1935 yılında Galatasaray Lisesi’nde felsefe öğretmeni olarak göreve başladı.

Hüseyin Avni Ulaş’ın kızı Fethiye Hanım ile evlendi!

Hüseyin Avni Ulaş ailenin baba dostudur. Çemberlitaş’taki eve sık sık gelir gider. Topçu küçük yaştan beri bu zatın tesiri altında kalmıştır. Yurda döndükten sonra Ulaş’ın kızı Fethiye Hanım’la evlenir. Düğün gününün akşamı İzmir Atatürk Lisesi’ne tayin emri gelir.

Denizli’ye sürgün edildi ve burada Said-i Nursi ile tanıştı!

Nurettin Topçu Hareket Dergisi’ni İzmir’de bulunduğu 1939 yıllarında yayımlamaya başlar. Dergi İstanbul’da basılır. Bu arada eşinden ayrılır. Hareket’te yayınlanan “Çalgıcılar yine toplandı” isimli yazıdan dolayı açılan soruşturma üzerine Denizli’ye sürgün edilir. Denizli’de bulunduğu yıllarda Said-i Nursi ile tanışır, o sırada yapılan mahkemelerini takip eder. Daha sonra Haydarpaşa Lisesi’ne tayin edilir. Bir müddet sonra da Vefa Lisesi’ne geçer.

Çocukluk arkadaşı Sırrı Bey vasıtayısla devrin manevi büyüklerinden Hasib Efendi ve Abdülaziz Efendi ile tanışan Topçu, bu kişilerden hayatı boyu sürecek etkiler alır, Nakşîbendi şeyhî Abdûlaziz Bekkine Efendi’ye intisab eder. Topçu, Celâl Ökten’den da İslâmî ilimler alır.

Faaliyetlerini Türk Kültür Ocağı, Türk Milliyetçiler Cemiyeti, Milliyetçiler Derneği ve Türkiye Milliyetçiler Derneği’nde sürdürdü.

Son olarak İstanbul Erkek Lisesi’ne tayin olunan Topçu buradaki görevinden 1974 yılında yaş haddinden emekli oldu.

Nurettin topçu’nun İslam Felsefesi

“Kur’an harikası olan ilahi ahlak, İslam diyarında çoktan gömülmüştür.” sözlerini ifade eden Topçu, bunun temel sebebini felsefenin İslam topraklarından kovulmasında buldu.

Ona göre, “Din bilgi kaynağı değil, kuvvet kaynağıydı. Dindar adam başkalarından çok şey bilen değil, daha çok kuvvetli olan insan” idi.

Gelenekçi İslamcıların, “Kuran’ın varlığı káfidir; felsefe insanın inançlarına zarar verir; çünkü sorduğu sorularla insanı şüphe ve inkárın çukuruna düşürebilir” sözlerine ağır karşı çıktı:

Topçu; “Felsefe olmazsa Büyük Kitabı hakkıyla anlayamazsınız, sadece ezberlersiniz. Kuran Allah’ın kitabı, felsefe ise bizim onu anlayacak olan şahsiyetimizin örgüsüdür.” ifadelerini kullandı.

Topçu Osmanlı’da, İbn Rüşdcü Hocazade ile Gazalici Molla Zeyrek arasında yapılan tartışmayı; felsefenin tutarsızlığını iddia eden Gazalici Molla Zeyrek’in kazanmasını, Müslüman yozlaşmasının miladı gördü.

Ona göre, felsefesiz bir İslam’da; sorumluluk yerini vazifeye bıraktı; ruh dünyasının akil adamlarının yerini ise gözlerini kapayıp vazifelerini yapan görev adamları aldı.

Topçu; “Toplumsal yaşamdaki gelenekler, örfler, ádetler, kurallar insan hürriyetinin önündeki en büyük engellerdir. Gelenekçi/muhafazakár; güvenliği özgürlüğe tercih etmiş, yaratıcı fikirlerden/hareketlerden vazgeçmiş bir cemiyet adamıdır. Bunlar asırlarca aynı alışkanlığı tekrarlamaktan huzur duyarlar. Örflerini değiştirmek, onların bir uzvunu kesmek gibidir.” diyerek düşüncelerini yineledi.

Nurettin Topçu, isyan ahlakı teorisini açıklarken ideal tip olarak, “Ben Hakkım” dediği için işkenceyle öldürülen tasavvufun meşhur şehidi Hallac-ı Mansur’u örnek aldı.

İslam’ın geleneksel ve resmi yorumlarıyla sürekli hesaplaşan Topçu’ya göre, tasavvuf düşüncesinin temeli vahdet-i vücud, ahlaklığın en yüce mertebesiydi.

Vefatı

1975 yılının Nisan ayında rahatsızlanan Nurettin Topçu’ya teşhis konması hayli güç oldu.

Pankreas kanserine yakalandığı ameliyatta belli oldu ve Topçu, 10 Temmuz 1975 tarihinde vefat etti.

Topçu, Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Topkapı’daki Kozlu Kabristanı’na defnedildi.

ESERLERİ

Türkiye’nin Maarif Davası
İsyan ahlakı
Yarınki Türkiye
İslam ve İnsan
Ahlak Nizamı
İradenin Davası
Mehmed Akif
Felsefe
Büyük Fetih
Bergson
Amerikan Mektupları Düşünen Adam Aranızda
Ahlak
Devlet ve Demokrasi
Sosyoloji
Millet Mistikleri
Psikoloji
Mantık
Mevlana ve Tasavvuf
Reha
Kültür ve Medeniyet
Taşralı
Varoluş Felsefesi Hareket Felsefesi
Var Olmak