Ali Kemal Kimdir? Biyografisi – Hayatı

Ali Kemal Kimdir? Biyografisi – Hayatı

ali-kemal-kimdir

İkinci Meşrutiyet ve Mütareke döneminde İttihat ve Terakki karşıtı görüşleriyle tanınmış yazar Ali Kemal kimdir? Tarihteki yeri ve önemi nedir? Ali Kemal hakkında bilinmeyenler ve çok daha fazlası yazımızda…

Ali Kemal Kimdir?

1867 ila 1922 yılları arasında yaşamış olan Ali Kemal, İkinci Meşrutiyet ve Mütareke döneminde İttihat ve Terakki karşıtı görüşleriyle tanınan yazar ve siyasetçidir.

Ali Kemal, Damat ferit Paşa döneminde kısa bir süre Maarif ve Dahiliye nazırlığı yapmış ve aynı dönemde Milli Mücadele aleyhine sert tutumlar göstermiştir.

Linç edilmiş!

Ali Kemal, Kurtuluş Savaşı’nın zaferinden sonra İstanbul’da tutuklanmış ve İzmit’te Nurettin Paşa’ya bağlı askeri birlikler tarafından linç edilmiştir.

‘Hain’ olarak damgalanmış!

Bazı yazıları “Ermeni Yanlısı” olarak görülmüş, bu sebepten dolayı düşmanları tarafından “Artin Kema” olarak anılmıştır. Ayrıca Mustafa Kemal’e ve Milli Mücadeleye olan düşmanca tutumu ve ağır hakaretleri sebebiyle bir çok kişi tarafından “Hain” olarak damgalanmış.

Asıl adı, Ali Rıza olan Ali Kemal, 1867 yılında, Süleymaniye semtinde doğmuştur.

Ali Kemal adını ise; Vatan şairi Namık Kemal’i çok sevdiği için almıştır. Babası İstanbul’da mumculuk işine girmiş ve mumcular esnafı Kethüdası olmuş Hacı Ahmed Rıza’dır.

İstanbul Mülkiye Mektebi’ne giren Ali Kemal, 4 yıllık bir dönemin ardından Fransızca’sını ilerletmek amacıyla 1886 yılında Paris’e gitti. 1887 yılında Fransa’dan Cenevre’ye geçen Ali Kemal, 1888 yılında İstanbul’a tekrar dönüş yaptı.

İstanbul’a dönmesinin ardından tekrar İstanbul Mülkiye Mektebi’ne giriş yaparak Avrupa’da gördüklerinin etkisi ile öğrenci derneği kurdu. Ancak kurduğu bu öğrenci derneiğinin kapatılması ile tekrar bir dernek kurma teşebbüsünde bulundu ve tutuklanarak 9 ay hapis yattı. 9 ay hapis cezasının tamamlanmasının ardından 1889 yılının Temmuz ayında Halep’e sürgün edildi.

Halep Sürgünü ve Paris

Halep’de sürgün olduğu dönemde, Halep İdadisi’nde Türk Dili ve Osmanlı Edebiyatı hocalığı yapan Ali Kemal, bu sürgün hayatına daha fazla dayanamayarak, 1895 yılında izinsiz olarak İstanbul’a döndü. Ancak hakkında tekrar çıkartılan sürgün kararından sonra 1894 yılında “Jön Türkler”in bir çeşit karargahı haline gelmiş olan Paris’e döndü.

Paris’te kaldığı dönemde Jön Türkler ile II. Abdülhamit arasında ara bulucu bir çizgi izlemeye çalıştı. Ancak bu ara buluculuğun hafiyelik noktasına vardığı çok sonradan ortaya çıkmıştır. Daha sonra Jön Türk hareketinden ayrılmıştır.

Yine Paris yıllarında bir yandan Siyasal Bilgiler okuyan Ali Kemal, diğer yandan gazetecilik kariyerine devam etmiştir.

1897’de Brüksel Elçiliğinde ikinci kâtipliğe atandı!

1897’de Brüksel Elçiliğinde ikinci kâtipliğe atanana Ali Kemal, ittihatçılardan çekinmesi sebebiyle İstanbul2a dönüş yapamadı. 1899 yılında Siyasal Bilgiler öğrenimini tamamlayarak diplomasını almış ve II: Meşrutiyetin ilanına kadar Mısır’da yaşamıştır.

Mısır’da yaşadığı dönemde, Kahire’de Mısır’lı bir prense ait çiftliğin yönetimini üstlenmiştir.

1903 Yılında İngiliz bir hanımefendiyle ilk evliliğini yaptı!

Yine Mısır’da yaşadığı dönemde, 1903 yılında yaz tatili için gittiği Londra’da İngiliz olan Winifre Brun ile ilk evliliğini yapmıştır. Bu evliliğinden Selma adında bir kız, Osman adında bir erkek çocuk sahibi olmuştur. Oğlunun doğumunun hemen ardından eşini kaybeden Ali Kemal, II:Meşrutiyet’in ilanından bir gün önce İstanbul’a dönüş yapmıştır.

İstanbul yılları ve 31 Mart Olayındaki rolü

İstanbul’da İkdam gazetesinin başyazarlığının üstlenen Ali Kemal, bir yandan da Darülfünun’da Edebiyat Fakültesi’nde siyasi tarih dersleri veriyordu.

İlk siyasi partilerden birisi olan Osmanlı Ahrar Fırkası’na girdi.

Ali Kemal’in İstanbul’a döner dönmez padişahın huzuruna çıkmış, padişahın iltifatlarını ve verdiği paraları kabul etmişti; bu durum İttihatçıların tepkisine neden oldu. O da yeni eleştiri hedefini İttihat ve Terakki Cemiyeti olarak belirledi ve İkdam gazetesinde Cemiyet’e karşı ağır eleştiriler içeren başyazılar yazmaya başladı. Hemen bütün çevresiyle sürekli kavga halindeydi. Sınıfta öğrencilere Fransa’daki siyasal liberalizmi hararetle övüyor, kendisiyle aynı fikirde olmayan kişilere şiddetle saldırıyor, gençlerin öfkesini bunlara yöneltmeye çalışıyordu.

Ali Kemal’in tahrikleri 31 Mart Olayı’nın çıkmasında etkili oldu. Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi Bey’in öldürülmesinin ertesi günü olan 7 Nisan 1909’da Darülfünun’da kalabalık bir topluluğa yaptığı konuşmadan sonra bu konuşmanın etkisinde kalan Darülfünun hocaları ve öğrencileri katillerin yakalanmasını istemek üzere Bâb-ı Âli’ye yürümüşler; sayıları onbinlere ulaşan kalabalığın üstüne ateş açılması sonucu birkaç yüz kişi yaralanmıştı. Ertesi günkü cenaze sırasında da devam eden olayların ve 31 Mart ayaklanmasına dönüşmesi üzerine Selanik’ten gönderilen Hareket Ordusu İstanbul’a gireceği sırada, Ali Kemal 1909 yılında yeniden Paris’e kaçmak zorunda kaldı.

Bu arada Mülkiye’deki görevine son verilmişti.

1912 Affıyla İstanbul’a Döndü!

1912 affı ile İstanbul’a tekrar dönüş yapan Ali Kemal, İkdam Gazetesi’nde başyazar olarak yazılarına devam etti ancak altı ay sonra hükümet Bâb-ı Âli Baskını ile devrilince Viyana’ya sürüldü. Üç ay sonra İstanbul’a döndü. 14 Kasım 1913’te Peyam Gazetesi’ni yayınlamaya başladı, başyazarlığını üstlendi. İlk başyazısı “Peyamımız, Meramımız” başlığını taşıyordu. Mülkiyedeki hocalığı da geri verilmişti.

İkinci evliliğini yaptı!

Yne aynı dönemde Mektepler Nazırı Zeki Paşa’nın kızı Sabiha Hanım ile ikinci evliliğini yaptı. Bu evliliğinden Zeki adında bir oğlu oldu.

Daha sonra 1913 yılının Ocak ayında İttihat ve Terakki’nin gerçekleştirdiği askeri darbe olan Bâb-ı Âli Baskını’ndan sonra tutuklandı.

I. Dünya Savaşı Dönemi

22 Temmuz 1914 tarihinde, I. Dünya Savaşı’nın başladığı sıralarda, İttihat ve Terakki’nin baskısıyla gazetesini kapatmak zorunda kaldı. Siyasetle ilgilenmeyip öğretmenlik ve tüccarlıkla geçinmeye çalıştı. Bu tutumu 1918’de İttihat ve Terakki liderlerinin bir Alman denizaltısına binip Türkiye’den kaçışına kadar sürdü.

Kurtuluş Savaşı Yılları

Ali Kemal, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra 14 Ocak 1919’da yeniden faaliyete geçen Hürriyet ve İtilâf Partisi’nin genel sekreteri oldu.

4 Mart 1919’da kurulan Birinci Damad Ferit Paşa hükümetinde Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanlığı), bu hükumetin mayıs’ta istifasının hemen ardından kurulan ikinci Damad Ferit Paşa hükümetinde ise Dahiliye Nazırlığı (İçişleri Bakanlığı) görevine getirildi. Bu görevde iken Kuva-yi Milliye ve Mustafa Kemal Paşa aleyhine emirler yayımladı. İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin kurucularından birisi oldu.

Hükümet içinde çıkan bir anlaşmazlık yüzünden 26 Haziran 1919’da bakanlıktan istifa etti.

Darülfünun’da ders vermeye devam eden Ali Kemal, 1922 Mart ayında Darülfünun öğrencilerinin istifaya davet ettiği dört öğretim elemanı arasındaydı. Öğrencilerin verdiği kararın gerekçesi, hocaların, bağımsızlık, kutsiyet, milliyet hislerine yabancı oluşları, saldırgan şahsiyetleri ile kamu vicdanında mahkum edilmiş olmalarıdır.

Öğrencilerin tepkileri üzerine Ali Kemal ve Cenap Şahabettin 3 Eylül 1922’de Meclis-i Vükela kararıyla görevlerinden azledildi.

Ali Kemal, bakanlığı sırasında başyazarlığını Refik Halit ile Yahya Kemal’in üstlendiği Peyam-ı Sabah Gazetesi’nin başyazarlığına bakanlıktan ayrıldıktan sonra döndü. Bu gazete, Peyam Gazetesi ile ve Mihran Efendi’nin sahibi olduğu Sabah Gazetesi’nin birleştirilmesiyle 1920’de kurulmuştu. Yazılarında acımasız eleştirilerini İttihat ve Terakki’nin devamı olarak gördüğü Anadolu hareketine yöneltti. Ancak Büyük Taarruz’un başarılı olup, İzmir’in kurtulmasından sonra 10 Eylül 1922’de “Gayelerimiz Bir İdi ve Birdir” başlıklı bir yazı yazarak yanıldığını söyledi.

Ali Kemal’in Öldürülmesi

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasının ardından Ankara Hükümeti, İstanbul polisinden Ali Kemal’in tutuklanıp yargılanmak üzere Ankara’ya gönderilmesini istedi.

4 Kasım 1922 günü, Teşkilat-ı Mahsusa mensubu birkaç kişi Ali Kemal’i Tokatlıyan Oteli’nde gittiği berber dükkânından kaçırarak İstiklal Mahkemesi’ne çıkarılmak üzere Ankara’ya götüreceklerini bildirdiler.

Gerçekte ise Ali Kemal, İzmit’te bölge kumandanı Sakallı Nurettin Paşa’ya teslim edildi. Nurettin Paşa ile görüştükten sonra dışarı çıkarken kumandanlık karargahı önünde bekleyen “genç subaylar” tarafından 6 Kasım 1922 tarihinde linç edildi.

Kafası çekiçlerle ve taşlarla kırılarak öldürüldü. Çıplak vücudu ayaklarına ip bağlanarak sokaklarda dolaştırıldı. Cesedi, Lozan Konferansı’na giderken trenle İzmit’ten geçecek olan İsmet Paşa görsün diye istasyonda bir sehpaya asıldı. Lozan’a gitmekte olan İsmet İnönü’nün bu durum karşısında sinirlenmesi üzerine Ali Kemal’in ölü bedeni apar topar kaldırıldı.

İzmit’te defnedilen Ali Kemal’in mezarı, başına bir mezartaşı veya herhangi bir işaret konulmaması sebebiyle zamanla ortadan kayboldu; uzun araştırmalar sonunda 1950’lerde yeri tespit edilebildi.

Falih Rıfkı Atay’a göre, Atatürk, Ali Kemal’in öldürülüş şeklinden tiksinerek bahsederdi.

Günümüzde Ali Kemal

Ali Kemal gazeteciliğinin yanı sıra çeviriler de yapmış, “Ömrüm” adıyla yazdığı anılarını 1914’de Peyam-ı Edebi’de (22 tefrika olarak), sonra da Peyam-ı Sabah’ta (32 tefrika) yayınlamıştır.

Ömrüm, 1985 yılında Ali Kemal’in ikinci eşinden oğlu olan ve Türkiye’nin Bern, Londra ve Madrid büyükelçiliklerini yapmış ve karısı 1978’de Madrid’de ASALA tarafından öldürülen Zeki Kuneralp tarafından kitap halinde yayınlandı.

Bu kitapta, “Ömrüm Sonrası” başlıklı bir bölüm ve bazı ekler de bulunmaktadır.

Dışişleri Bakanlığı’nda AB Genel Müdür Yardımcılığı yapan ve o dönemde AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi olan Karen Fogg ile ilginç yazışmaları ile gündeme gelen Selim Kuneralp, Ali Kemal’in torunudur.

Selim Kuneralp, Stokholm Büyükelçiliği ve Seul Büyükelçiliği’nden sonra Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevini yürütmüş, AB Daimi Temsilciliği görevinde bulunduktan sonra Bakanlık müşavirliğine getirilmiştir.

Ali Kemal’in ilk eşi olan İngiliz hanımından olan öz torunu Stanley Johnson’ın oğlu olan Boris Johnson İngiliz Muhafazakar Parti parlamenteri olup, bir dönem ‘The Spectator’ dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini yapmış ve 1 Mayıs 2008 tarihinde Muhafazakar Parti adayı olarak Londra belediye başkanlığı seçimini kazanmıştır.

Son olarak, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin meslek şehidi gazeteciler listesi içinde yer almasıyla, ‘şehit’ sayılıp sayılamayacağına dönük tartışmaların alevlenmesiyle, Ali Kemal’in gündemdeki yerini 80 yıl sonra hâlâ koruduğu görülmektedir.