| |
AĞAÇ « Sözlük
Odunlaşmış bir gövdesi olan, kökleri ile toprağa tutunmuş ve yapraklardan ya da yapraklı dallardan bir tacı olan bitki. Gövdeleri odunlaşmış da olsa,, ince gövdeli olanlara çalı denir. Bitkiye ağaç karakterini veren odunlaşmış gövde, tam tepesine kadar ya da yapraklı dalların başladığı yere kadar uzanır. Bütün bitkiler gibi ağaçlar da bol besine muhtaçtır. Ağaç besinini, toprağın derinliklerine kadar uzanan kökleri ile alır. Yaprakları ile aldığı güneş ışığını ve karbondioksit gazı ile özümlemeyi yapar. Ağaçlar, yaprakları bakımından ikiye ayrılırlar: Yapraklarını döken ve yapraklarını dökme... Devamı »»»
BAGAJ « Sözlük
Bir gezi sırasında yolcunun yanında taşıdığı ve gideceği yerde kendisine verilmek üzere ulaştırma vasıtalarına verdiği eşya. Bagajlar, ya elde taşınabilecek, başkalarını rahatsız etmeyecek kadar küçük (el bagajları), ya da yolcunun beraberinde taşıması mümkün olmayacak kadar büyük (kayıtlı bagajlar) olur. El bagajları, tren, vapur ve uçakla yapılan geziler sırasında, bir kayıda tâbi olmaksızın yolcuların yanında taşınabilir. Kayıtlı bagajlar, tren, uçak ve vapur yolculuklarında, bagaj alan ilgili yerlere, belli bir ücret karşılığında ve kayıtları yapılarak, gidilecek yerde kendisine verilmek ü... Devamı »»»
BAHARAT « Sözlük
Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber gibi kokulu ve çeşnili maddeler. Bugün herkesin evinde bulunabilen bu maddeler, eski devirlerde elde edilmesi çok güç olan maddeler arasında bulunuyordu. Daha çok Asya'nın güneyindeki sıcak memleketlerde yetişen bu maddeler yüzyıllarca Asya ve Avrupa ticaretinin en önemli maddeleri olmuştur. Güney Asya ülkelerine giden denizyollarının bulunmasından sonra bütün dünyaya yayılmıştır. ... Devamı »»»
BAHÇE « Sözlük
Çiçek, meyve, sebze, ağaç ve fidan yetiştirilen, etrafı çit ya da duvarla çevrili toprak. Bahçeler, evlerin çevrelerin, de olabildiği gibi, yetiştirilecek bitkilerin yetiştirilmesi amacına göre geniş alanlara yayılmış bir şekilde de olabilir. Evlerin çevresinde bulunan bahçelerde, çoğu zaman çiçekler meyveler, sebzeler, ayrı ayrı bölümlerde ve hep bir arada yetiştirilir. Buna karşılık, geniş alanlara yayılan ve bitkilerin ticaret amacı ile yetiştirildiği bahçeler de vardır. Bunlar, meyve bahçeleri, sebze bahçeleri, fidanlıklar gibi adlar alırlar. ... Devamı »»»
BAHŞİŞ « Sözlük
Bir hizmet görene, gördüğü işin karşılığı olarak ödenen paradan başka, mecbur olunmadığı halde ayrıca verilen para. Bu deyim, hükümdarların ve büyüklerin, maliyetlerine türlü vesilelerle dağıttıkları paralar karşılığı olarak da kullanılmıştır. Osmanlı padişahlarının tahta çıkışlarında devlet ileri gelenlerine, ulemaya, kapıkulu ocaklarına belli miktarlar üzerinden bahşiş (cülus bahşiş) dağıtıldığı gibi, padişahın ilk sefere çıkışlarında da bahşiş (sefer bahşişi) dağıtmak gelenek haline gelmiştir. ... Devamı »»»
BALKON « Sözlük
Bir binanın üst katlarından dışarıya çıkmış, üzeri açık, etrafı korkulukla çevrili, oturup hava alınacak yerlere verilen ad. Balkonlar, çoklukla altlarından sütunlarla tutturulur. Balkonda olabilir. Üstü ve etrafı kapalı olanların üstü açık olabileceği gibi. kapalı balkonlara şahnişin, ya da cumba, yalnız üstü kapalı ve etrafı açık olan balkonlara cumba denir. Balkonlar, iklim şartlarının dışarıda oturmağa uygun olduğu güney memleketlerinde çok yaygın bulunur. Kuzey memleketlerinde ise daha seyrek görülür. ... Devamı »»»
BALOTAJ « Sözlük
Seçimler sırasında adaylara verilen oy miktarının kanunun gerekli gördüğü nispeti bulmaması yüzünden seçimin yapılmamış sayılması hali. Bu gibi hallerde, seçimin yenilenmesine gidilir ve bu ikinci seçimde verilen oyların belli nispeti bulması aranmaz en çok oy alan seçilmiş olur. ... Devamı »»»
BALTALAMA « Sözlük
Başkasının işini bile bile bozacak, yıkacak, yok edecek hareketlerde bulunma. Fransızcada “Sabotage” kelimesi ile ifade edilen baltalama hareketleri, Ceza Hukukumuzda suç sayılmaktadır. İş düzeni ve memleket ekonomisiyle ilgili menfaatleri bozan, istihsalin normal yürüyüşünü aksatan hareketlerde bulunmanın Ceza Hukukunda suç sayılmasının yanında; askerî tesislere karşı işlenen bozucu, yıkıcı, yok edici hareketler de, Askerî Ceza Hukukunda suç sayılmaktadır. ... Devamı »»»
BAMBU PERDESİ « Sözlük
Çinde komünist rejiminin ve Çin Halk Cumhuriyetinin kurulmasından sonra Çin sınırlarına konulduğu söylenen sınırlama için kullanılan bir deyim. Böyle bir perdenin varlığını ileri sürenler, Çin'in içinde ve dışında hareket hürriyeti olmadığını iddia etmektedirler. 1955 te toplanan Afrika Asya Konferansında Çin dışişleri Bakanı Çu-En-Lai “Bambu perdesi”nin varlığını inkâr etmiş, konferansa gelen delegelerin Çini istediklerinde gezebileceklerini söylemiştir. Bambu perdesine benzer bir deyim de, Batılı devletler tarafından Rus sınırları için kullanılmaktadır. ... Devamı »»»
BANLİYÖ « Sözlük
Büyük şehirlerin çevrelerinde bulunan şehirlere gündelik gidip gelinebilen ve günlük ihtiyaçlarla buralara bağlı olan yerler. Banliyölerin kurulmasının çeşitli sebepleri arasında en önemlisi şehir nüfusunun artması ve halkın temiz havaya olan ihtiyacıdır. Banliyöler, şehre tiren yolları ve çeşitli araba yolları ile bağlıdırlar. İşi deniz kıyılarında olan şehirler için vapurlar bağlanır (İstanbul’un ve İzmir’in banliyöleri gibi). Ankara'nın banliyöleri Etimesgut ,Kayaş ,Sincanköye özel banliyö trenleri ile Dikmen Keçiören Etlik Mamak Kavaklıdere’ye otobüslerle gidip gelinir. ... Devamı »»»
BAR « Sözlük
İçki servislerinin tezgâh üzeninde yapıldığı bunların tezgâh önünde ayakta ya da uzun ayaklı iskemle üzerinde oturularak içildiği bir çeşit alafranga meyhane . İngiltere’den öbür milletlere yayılan barlar bu gün bir çok çeşitlere ayrılmaktadır. Bazılarında kabare usulü sahne dansları müzik ve varyete de bulunduğu gibi bazıları da evlerinde tanzim edilmiş büfe ve içki dolapları şeklindedir. ... Devamı »»»
BARAJ « Sözlük
Bir akarsuyun yatağında, suyun akıntısını keserek toplayan ve böylece biriken suları gerektiğinde kullanılmağa yarayan tesislere verilen ad .1930 - 34 yıllarında Ankara yakınındaki Çubuk Barajı yapılırken dilimize giren bu sözün Türkçedeki karşılığı bend'dir. Barajlar şehirlerin içme ve kullanma sularını sulama ve hidroelektrik tesislerin su ihtiyacını düzenli bir şekil de karşıladığı gibi su taşkınlıklarını önler ve dizginlerler. Tarihten önceki devirlerde, sulama ihtiyacını karşılamak ve suya toplamak için toprak ve taş barajlar yapılmıştır. Fakat baraj inşaatı gerçek ilerlemesine 20 inci... Devamı »»»
BAREM « Sözlük
Maaş , derece ve miktarlarını gösteren cetvel. Barem, böyle hazır hesaplar için ilk defa kitap yazan bir Fransız aritmetikçisinin (François BarrefM, 1640 - 1703) adıdır. ... Devamı »»»
BARİTON « Sözlük
Orta kalınlıkta, en ince (tenor) ve en kalın (bas) arası erkek sesi. Genişliği şahıstan şahısa değişmekle beraber, normal sınırlanış lalden fa3 e kadardır. Bu deyim, aynı zamanda, basso ile alto arasında ses veren, pistonlu bir çeşit ağız çalgısı için de kullanılmaktadır. ... Devamı »»»
BASINÇ « Sözlük
Havanın belirli bir yüzey üzerine yaptığı baskı (hava basıncı). Havanın bu baskısı barometre ile ölçülür. Atmosferdeki türlü akıntıların etkisi ile değişiklikler gösterir ve deniz yüzünden yükseldikçe azalır. Basıncın az olduğu yerlere alçak basınç alanı fazla olduğu yerlere yüksek basınç alanı denir. Basınç üzerinde, aynı zamanda günlük ve yıllık değişiklikler de olur. Günlük basınç değişmeleri, toprakta genel olarak sabahları ve öğleden sonraları alçak basınç; öğleden önce ve akşamın geç saatlerinde yüksek basınç şeklinde olur. Kara ve denizlerin dağılış şekilleri ile ilgili olarak kışın alç... Devamı »»»
BASİT MAKİNELER « Sözlük
Bir kuvvetin, bir cisme etkili olmasını sağlayan âletlere verilen ad. Kaldıraç, makara, eğik düzlem, kama ve vida gibi şekillerde olan basit makinelerde küçük kuvvetlerle, büyük kuvvetleri karşılamak imkânı vardır. Fakat çoklukla enerjinin sakinimi prensibine göre basit makinelerde makineye verilen işle, makineden alman iş daima birbirine eşittir. Büyük bir kuvvet küçük bir yol boyunca, etki yapar ve bu iki durumda da yapılan işler eşit olur. Basit makineler, eski medeniyetlerde büyük işler görmüş ve eski insanlar tarafından çok kullanılmıştır. Kaldıraç, makara, milli çark ve vida, Mısırlar, Y... Devamı »»»
BASKÜL « Sözlük
Büyük ağırlıklar için kullanılan bir tartı âleti. Küçük bir ağırlık yardımı ile büyük ağırlıktaki eşyaları tartmağa yarayan kaldıraçlardan yapılmış olan baskülün insan, ticari eşya, çuval, sandık, hayvan, hatta kamyon ve vagon tartacak çeşitleri vardır.Basküllerde tartılacak cisimlerin konacağı geniş bir tablo bulunur. ... Devamı »»»
BASMA « Sözlük
Üzerinde bası ile yapılmış renk şekiller bulunan pamuklu dokumalara verilen ad. Pamuklu dokumalar üzerine basılan renkli desenler çeşitli yollarla (kalıpla, makine ile madenî silindirle) asılır. Basma başlıca iki şekilde yapılır. Bunlardan birincisi kalıp haline getirilen silindirlerin boyanarak dokumaya basılması; ikincisi de boyamadan silindirlerin dokuma üzerinden geçirilmesidir. Yalnız bu silindirler, asitle doyurulmuş bir durumdadır. Dokumalar, bunların üzerinden geçilirse silindirler üzerindeki asit, dokuma üzerinde desenler meydana getirir. Üzerine desenler işlenmiş olan dokuma 1ar bu... Devamı »»»
BATAKLIK « Sözlük
Üzerine basınca çöken, nemli, çamur haline gelmiş , geniş batak alanlarına verilen ad. Bataklıklar çevresine göre çukur olan yerlerde su geçirmez tabakaların (kil gibi) yüzeyde bulunduğu yerlerde, yağmur ve kaynak atalarının birikmesi ve uzun zaman kalması ile meydana gelir.Durgun ve çamurlu su alanları olan bataklıklar birer hastalık kaynağı olduğundan (özellikle sıtma) bu gibi yerlerin kurutulması gerekir. Bu da, ya su geçirir tabakaya kadar bataklık alanının yer yer delinmesi ile ya da bataklık sularının yakınlarında bulunan bir akarsuya açılması ile olur. Bunl... Devamı »»»
BERKEFELD SÜZGECİ « Sözlük
İçinden geçirilen suyu- pislik ve mikroplarından temizleyerek süzen bir süzgeç. İlk defa Wilhelm Berkefeld (1836 - 1887)tarafından yapılmıştır. Bu süzgeç Terre D'infusoir denilen bir toprağın pişirilmesi ile yapılmış bujilerdir. ... Devamı »»»
BEŞİNCİ KOL « Sözlük
Düşmanla işbirliği yaparak memleketin içerden çökmesine çalışanlara verilen ad. Bu deyim ilk defa, 1936 - 1939 İspanya iç savaşı sırasında kullanılmıştır. Franco'nun emrindeki ihtilâlciler, dört koldan Madrit'e hücum ettikleri sırada, Madrid'le bulunan Franco taraftarları (beşinci kol) hükümet içinde ayaklanma casusluk ve sabotaj hareketlerini düzenlemişlerdir. Bu deyim, Almanya'da Naziliğin kuvvetlenmesinden sonra yabancı memleketlerdeki Nazi taraftarları ve bunların çalışmaları için de kullanılmıştır. Almanlar, İkinci Dünya Savaşında, beşinci kolun geniş ölçüdeki yardımı sayesinde, Polonya,... Devamı »»»
BETON « Sözlük
Kum, çakıl ve suyun, bağlantı maddesi olarak kullanılan çeşitli çimentolarla karıştırılmasından elde edilen yapı malzemesi. Yapıldığında çamur gibi olan bu madde, zamanla kuruyarak kaya sertliğini kazanır. Yapılışı sırasında, istenen kalıplara konarak, istenen biçim verilebilir. Böylece çeşitli temeller, barajlar, köprüler, su kuleleri, elektrik direkleri çeşitli binalar v.s. yapımında en sağlam ve dayanıklı bir madde olarak kullanılmış olur. Beton, kullanılan kum, çakıl ve bağlantı maddelerinin cinslerine, su miktarına göre çeşitli sınıflara ayrılır. Beton, su ile karıştırıldığından 2-3 saat... Devamı »»»
BIÇAK « Sözlük
İlk devirlerden beri kullanılan kesici bir âlet ve silâh. Zamanımızda kullanılan bıçaklar, bir sap ve buna bağlı çelikten yapılmış bir namludan ibarettir. Namlunun keskin tarafına ağız keskin olmayan tarafına sırt, iki yan taraflarına da yüz denir. Bıçakların namluları, ya sabittir, ya da keskin tarafı sapa girecek durumda hareketlidir. Bu özellik, bıçakların kullanılma maksatlarına göre değişir. Evlerde ekmek, sebze, meyve ve çeşitli maddeler kesmek için kullanılan bıçaklar, çoklukla namlulara sabit olan bıçaklardır. İlk devirlerden beri insanlar tarafından kullanılan bıçakların çok eski bir... Devamı »»»
BİAT « Sözlük
Bir kimsenin egemenliğini tanıma. Bu deyim, Müslümanlığın ilk zamanlarında, Peygamber Muhammed'in elini tutarak ona inanıldığını ve bağlanıldığını göstermek için yapılan hareketlere denilmiştir. Sonraları İslâm ve Türk devletlerinde halifenin ya da hükümdarın elini eteğini tahtının kenarını öpmek suretiyle halifelere ve devlet başkanlarına yapılan bir tören haline gelmiştir. ... Devamı »»»
BİBLİYOMANİ « Sözlük
Düşkünlük derecesine varan kitap merakı, kitap deliliği. Bibliyoman diye adlandırılan manyaklar, kitapları okumak ya da okutmak için değil, çoklukla kimsede bulunmayacak bir koleksiyon meydana getirmek için bir araya toplarlar. Bu merakla kitap hırsızlığı yapan, hattâ bulunması çok zor bir kitap yüzünden cinayet işleyenler bile olmuştur. ... Devamı »»»
BİBLO « Sözlük
Maddî değeri az olan vazo, küçük heykel, süs eşyasına verilen ad. Genel olarak taş, ağaç fildişi ve benzeri malzemeden yapılan biblolara bütün tarih boyunca rastlanır. Bugün turistik eşya sırasında geniş ölçüde kullanılan ve üzerinde en çok durulan bir sanat kolu olmuştur. ... Devamı »»»
BİÇER - DÖVER « Sözlük
Ekini hem biçen, hem de harman eden makine. Orak makinesi ile harman makinesinin birleştirilmesinden meydana gelmiştir. Tarlada yürürken ekini keser ve kesilmiş olan ekinleri harman kısmına gönderir, burada sapla taneyi birbirinden ayırır. Taneleri de yabancı maddelerden temizleyerek çuvallarda ya da deposunda toplar. Bütün bu işler, biçer -döver de aralıksız olur; geniş çapta ziraatta kısa zamanda çok iş yapılmasını sağlar. ... Devamı »»»
BİLEZİK « Sözlük
Bileğe, kola takılan altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden, boncuk, sedef, cam, fildişi, kehribar v.s. den yapılmış halka biçiminde süs eşyası. Üzerine kıymetli madenlerden kaplamalar yapıldığı gibi kıymetli, kıymetsiz taşlarla bezenmiş olanları da vardır. Eski kültür milletlerinden beri bilinen bir süs eşyasıdır. ... Devamı »»»
BOMBALAMAK « Sözlük
Belirli bir yere yapılan bomba atışına verilen ad. Bombalamak ,elle, makine ile, havanla, uçaklarla, belirli yerlere yerleştirilmiş özel silâhlarla yapılır. ... Devamı »»»
BOYA « Sözlük
Eşyaya renk vermek, süslemek, dış etkilerden korumak için, eşyanın içine katılan ya da üstüne sürülen renkli maddelere verilen ad. İnsanlar, çok eski zamanlardan beri, yaptıkları türlü şeyleri, giydiklerini, oturdukları evleri, vücutlarını daha güzel gösterebilmek için, türlü renklerle bezenmişlerdir. Son yıllarda rastlanan ve ilkel insanların yaptıkları anlaşılan çeşitli duvar resimlerinde, çanak ve çömleklerde boyalara rastlanmıştır. Tarih açısından baktığımızda, Mısır medeniyetinde çeşitli boyaların bilindiğini görürüz. Mısırlıların çeşitli mumyalarını boyalı kumaş şeritlerine sardıkları ... Devamı »»»
BOYUT « Sözlük
Cisimlerin, yüzeylerin ve çizgilerin ölçülmesinde ele alınan doğrultulara boyut denir. Cisimleri ölçmek için en, boy ve yükseklik olmak üzere üç doğrultu ele alırız. Bu duruma göre, cisimlerde üç boyut vardır: En, boy ve yükseklik. Yüzeyleri ölçmek için en ve boy olmak üzere iki doğrultu ele alırız. Bu duruma göre, yüzeylerde iki boyut vardır: En ve boy. Çizgileri ölçmek için boy (uzunluk) olmak üzere bir doğrultu ele alırız. Bu duruma göre, çizgilerde bir boyut vardır: Boy (Uzunluk). ... Devamı »»»
BOZGUN « Sözlük
Bir savaşta yenilen ordunun telâşla ve gelişigüzel kaçması. Bozgun, bir ordunun muntazaman geri çekilmesi ricat ile bozguna uğramadan savaş meydanından yenilgiye uğraması (hezimet) ndan farklıdır. Bozgunda, savaşan askerleri kendi canlarını kurtarmadan başka bir kaygıları kalmamıştır. Çoklukla, askerin bu kaçışına, panik halinde halk da katılır. Bir savaşın en tehlikeli sonucu olan bozgundan kurtulabilmek, orduya ve halka savaş şuurunu ve yapılacak savaşların, o milletin ölüm kalım ile ilgili sonuçlar doğurabilecek önemde olabileceğini anlatmak ve aşılamakla mümkündür. ... Devamı »»»
CANAVAR DÜDÜĞÜ « Sözlük
Uzak mesafelere sesle işaret vermek için kullanılan bir bildirim vasıtası. Çalışma prensibi, kuvvetli bir hava akımını peryodik olarak kesmek suretiyle hava darbesi meydana getirmek esasına dayanır. Bu hava darbesi, ses titreşimlerinin meydana gelmesini sağlar. Tekerlekli, motorlu, silindirli pistonlu v.s. çeşitleri vardır. Canavar düdüğü, şehirlerde çoklukla hava hücumlarını kısa bir zamanda bildirmek için kullanılır. Ayrıca polis, itfaiye, cankurtaran arabaları, varacakları yere çabuk varmak ve yol tıkanıklarını önlemek için canavar düdüğünden faydalanırlar. ... Devamı »»»
CEZAEVİ « Sözlük
Hapis cezasına çarptırılmış olanların bu cezalarını çekmek üzere kaldıkları yer, hapishane. Eski çağlardan beri suçlulara tatbik edilen bu ceza şekli, bu çağlarda ibret vermek ve korkutmak esası ön plânda tutularak yürütüldüğü için, gerek içinde hüküm süren hayat şartları yönünden, gerekse sıhhate zararlılığı yönünden pek ilkel bir özellik göstermekte idi. Fakat XVIII. yüzyılda cezada yürütülmekte olan “korkutma” doktrinine J.J Rousseau, Beccaria ve John Owarc karşı gelmeğe başlamışlar ve cezaevlerinin birer “korkutma yeri” olmaktan çıkarak, cezanın çekildiği yer olmasının yanı sıra suçlu... Devamı »»»
CADDE « Sözlük
Şehir ve kasabaların önemli bölgelerini biribirine bağlayan geniş ve uzun yol. Caddeler, taş parke, beton ya da asfaltla döşenmiş olabilir. Caddelerin yanlarında, yayaların yürüyebilmesi için kaldırımlar bulunur. Caddeler yaya kaldırımlarının ağaçlıklı olmalarına (allee) ortasının ve yanlarının ağaçlıklı, yaya kaldırımlarının geniş olmalarına (bulvar) göre değişik özelliklerde olabilir. Caddeler, öbür caddelere göre daha geniş ve işlek olursa, bunlara dilimizde "ana cadde" denir. Caddelere açılan ikinci derecede yollar da "sokak" adını alır. ... Devamı »»»
ÇAKI « Sözlük
Açılıp kapanan, bir, ya da birden fazla ağızlı küçük cep bıçağına verilen ad. Kullanıldığı yerlere göre, değişik adlar alır: Tırnak çakısı, sustalı çakı, avcı çakısı, budama çakısı gibi. ... Devamı »»»
ÇAKMAK « Sözlük
Çoklukla sigara tiryakisi olanların kullandığı bir çeşit ateş yakma aracı . Çakmak taşına vurularak kıvılcım çıkarma ve bu suretle yanan kavı ya da pamuğu yakma esasına dayanır. İlkel şekillerinde, çakmak taşı, çakmak taşından kıvılcım çıkarmaya yarayan sert bir cisim ve kavdan ibarettir. Modern şekilleri ise ,bir benzin haznesine bağlı pamuk bir fitil, küçük bir çakmak taşı ve bu taştan kıvılcım çıkarmağa yarayan küçük dişli bir çarktan ibarettir. ... Devamı »»»
ÇANTA « Sözlük
İçine para ya da öteberi koymaya yarayan değişik büyüklükte ve türlü biçimde yapılmış kap. Deri ya da bezden yapılmış çeşitleri vardır. Ağzı açılıp kapanabilecek şekildedir. İçine para konulanlara “para çantası” ya da “cüzdan”, öteberi koymaya ve elde taşınmaya elverişli olanlarına “el çantası”, evrak koymaya yarayanlara “evrak çantası” adı verilir. ... Devamı »»»
ÇAPA « Sözlük
Gemilerin deniz üstünde ve belli yerde durabilmelerini, suların akıntısıyla yerlerini değiştirmemelerini sağlayan çengelli demir. Sağlam bir halatla gemiye bağlı olduğu halde denize bırakılır. Çengelleri ile belli bir yere tespit edilebildiğinden, geminin hareket etmemesini sağlar. Aynı zamanda, tarlalarda toprağı işlemek için kullanılan, çoklukla bir tarafı düz, öbür tarafı çatal şeklinde olan demir âletlere de “çapa” denir. ... Devamı »»»
ÇARIK « Sözlük
Basit bir köylü papucu. Kenarları kıvrılıp iki ucu dikilen ve deliklerinden geçirilmiş deri şeritlerle bağlanan basit bir yapısı vardır. ... Devamı »»»
ÇİZME « Sözlük
Kar üzerinde ya da çamurlu yerlerde yürürken bacakları ıslanmaktan koruyan ve konçları dize kadar ya da daha yukarı olan uzun ayakkabı. Lâstikten olan şekilleri olabildiği gibi meşinden yapılanları da vardır. Derince bir suya girildiğinde ve ata binildiğinde de giyilebilir. ... Devamı »»»
ÇUBUK « Sözlük
Tütün içmeğe mahsus ,içi delik uzunca, değnek şeklinde ağaç dalı. Bir ucunda tütün koyup yakmağa mahsus lülesi, öbür ucunda da ağza almak için “İmame” denen ağızlığı bulunur. Genel olarak gül ve yasemin gibi kıymetli ve güzel koku veren ağaçlardan yapılır. İçlerinde fildişi, pelesenk, abanoz ve acem kirazından yapılmış olanları da vardır. içlerinde kıymetli taşlarla, gümüş ve altınla süslenmiş olanları da bulunur. Eskiden çubuklara çok önem verilirdi. Bugün ise, çubuk yerine, çeşitli ağızlıklar kullanılmaktadır. ... Devamı »»»
ÇİVİT « Sözlük
Mavi renkli bitkisel bir toz boya. Tropik ve subtopik ülkelerde yetişen ve boyu 1-1,5 metre boyunda olan baklagillerden bir ağacın yapraklarından elde edilir. Dikensiz bodur bir akasyayı andıran bu ağacın yapraklarındaki “İndigotin” adlı boya maddesi bulunmaktadır. Bitkinin üç aylık sürgünleri çiçekte iken kesilir. Kesilen dal ve yapraklar birlikte ezilerek birkaç saat suda bırakılmak suretiyle doyurulur. Suyun rengi berrak sarıya dönünce başka kaba aktarılarak karıştırılır. Dinlenmeye terk edilir. Çivit, bu dinlenme sırasında pul pul teşekkül ederek kabın dibine çöker. Bu teşekkül, keten bezd... Devamı »»»
DALGAKIRAN « Sözlük
Liman ağızlarında ya da iskele önlerinde, dalgaların zararlarından korunmak için yapılan set. Dalgakıran, özellikle işlek limanlarda, yük ya da yol gemilerinin ,kayıkların, iskeleye rahatça yanaşmasını, dalgaların etkisi altına düşmeden yolcuları ve yükleri boşalmalarını sağlamış olur. ... Devamı »»»
DALYAN « Sözlük
Denizlerin kıyıya yakın yerlerinde ve balık geçidi olan akıntılarda, göllerde, nehir ağızlarında, çeşitli ağlarla kurulan tuzak. Dalyanlar, geniş bir alana yayılan sabit tuzaklardır. Bir sürü halinde gelen balıklar, dalyana takılınca, dalyanın ağzı kapatılır ve böylece sürü halinde balık avlanmış olur. ... Devamı »»»
DAKTİLOSKOPİ « Sözlük
Parmak izleri ile hüviyetleri bulmak usulü. İnsan avucunun, özellikle parmak uçlarının deri çizgileri yönünden her şahısta ayrı ayrı biçimde olması esasına dayanır. Daktiloskopi, bugün polis hizmetlerinde çok işe yarayan bir hüviyet bulma usulüdür. ... Devamı »»»
DAMGA « Sözlük
Bir şeyin üzerine, nişan ve alâmet, basmak üzere, mühür gibi kullanılan âlet. Damganın kullanılması, resmî ve özel dairelerde, işletmelerde, çeşitli teşekküllerde yerine ve sırasına göre, önemli bir özellik arz eder ve damgalar, sorumlu kişilerde bulunur. Damga çeşitleri çoktur. Bunlardan en çok kullanılanlar şunlardır: Soğuk damga, lâstik damga, madeni damga. ihtiyaca göre, bu damgalardan herhangi birinden faydalanılarak damgalanan evrak ve belgeler, ya belli değerler kazanırlar, ya geçer sayılırlar, ya da yine damgalanmak suretiyle değerlerini kaybederler. Bu bakımdan, damgalar önemli ... Devamı »»»
DENİZ FENERİ « Sözlük
Gemilere yollarını göstermek amacıyla yapılan fener kulesi. Çoklukla denizciler için tehlikeli burunlar, da kurulan bu fenerler bozuk havalarda ve geceleri yanan kuvvetli ışık düzenekleri aracı ile gemicilerin dikkatini çekmekte fayda sağlarlar. Özellikle telsiz ve radar' ın bulunmasından önce büyük faydalar sağlayan deniz fenerlerinde fenerin devamlı bakımını sağlayan ve yanma zamanlarını düzenleyen bekçiler için her türlü ihtiyaca cevap verecek nitelikte bölümler de yapılmıştır. Büyük bir deniz fenerinde, yiyecek ve petrol depoları, yatma ve çalışma odaları vardır. ... Devamı »»»
DİLEKÇE « Sözlük
Bir dileği bildirmek üzere resmî dairelere sunulan imzalı yazı. Dilekçeler, bir hakkın sağlanması, bir haksızlığın giderilmesi, ticarî, adlî, siyasî bir işlemin yapılabilmesi gibi amaçlar için resmî dairelere sunulur. ... Devamı »»»
DİVİT « Sözlük
İçine yazı kalemleri koymaya yarayan uzunca ve kapalı bir kutu gibi bölümü olan ve bunun bir tarafına tespit edilmiş kapakla, hokkası bulunan kalemlik. Genel olarak beldeki kuşağa çaprazlama sokularak taşınırdı. Bunlar, çoklukla pirinçten yapılırdı. Gümüşten olanları ve kıymetli taşlarla süslenmişleri vardır. ... Devamı »»»
DOLAP « Sözlük
İçine elbise ya da başka şeyler koymaya yarayan ayaklı ve kapaklı yüksekçe mobilya. Duvara dayanan ve istenen yere taşınan cinsleri olduğu gibi, duvar kalınlığı içine sabit ve yerli olarak yapılanları da vardır. Ortaçağda genel olarak duvara gömülü olarak yapılan dolaplar, çoklukla silâh koymak için kullanılırdı. Fakat Rönesans devrinden sonra, evlerde süs olarak kullanılan ve elbiselerin konduğu dolaplar yapılmıştır. Türk evlerinde kullanılan dolaplar ise, yakın zamanlara kadar yerli dolap özelliğinde dolaplardı ve bunların çok güzel nakışlarla süslenmesine ve odaların başlıca süslü eşyasını... Devamı »»»
DUŞ « Sözlük
Yükseğe asılmış, yağmur gibi püskürtme tarzında su döken tertibatla yapılan soğuk ya da sıcak banyolara verilen ad ... Devamı »»»
FALAKA « Sözlük
Eskiden, dayağın bir eğitim sayıldığı zamanlarda, ayak tabanlarına dayak atmak için kullanılan bir âlet. Falaka adı, aynı zamanda, bu âletle atılan dayağın da adıdır. Falaka, ayak tabanları çıplak hale getirildikten sonra, falakaya tutulacak kimsenin, ayaklarını hareket ettirememesi için, lâstik veya kayıştan yapılmış bir düzenekle, ayak tabanlarına burmayı sağlayan kalınca bir sopadan ibarettir. Yere sırt üstü yatırılan falaka yiyecek kimsenin ayakları, yukarı kaldırılarak iki kişi tarafından tutulur, üçüncü bir kimse de, sopa ile ayak tabanlarına vururdu. ... Devamı »»»
FERACE « Sözlük
Eskiden Türk kadınlarının sokakta giydikleri mantoya benzer giyecek, Feraceler uzun olarak yapılır ve yakasının arka bölümü çoklukla omuzlardan eteğe kadar uzanır. Ferace giyildiğinde başada yaşmak denilen ince bir örtü konulurdu. İki bölüm olan yaşmağın bir bölümü, saçları kapatmak için, bir bölümü de burundan çene ve boynu kapatmak için kullanılırdı. Böylece yaşmak takıldığında yüzün göz bölümü açık kalmış olurdu. Feracelerin, çeşitli devirlere göre moda olmuş şekilleri ve çok süslü olanları vardı. Özellikle XX. yüzyılın başlarında Türk kadınlarının başlıca giyeceği olmuştur. ... Devamı »»»
FERMUAR « Sözlük
Çeşitli eşyalarda kullanılan ve ucundan çekilince açılıp kapanabilen bir çeşit kapama düzeni. Fermuar, iki sıra metal dişiyle bunların arasından geçen bir birleştiriciden ibarettir. Birleştirici yukarı doğru çekildiğinde, dişler birbirine kenetlenir ve fermuar kapanmış olur. Birleştirici aşağı çekildiğinde ise ,dişler birbirinden uzaklaşır ve fermuar açılır.İlkin 1863 yılında L.Judson adlı bir Amerikalı tarafından yapılan fermuar, önceleri fazla ilgi görmemiş, fakat sonradan, çeşitli giyim eşyalarında, kılıf, çanta v.s. eşyalarda çok kullanılmaya başlanmıştır.Fermuarın boyu, kullanıldığı yere ... Devamı »»»
FİLİGRAN « Sözlük
Bazı kâğıtların içinde bulunan ve ancak aydınlığa tutulunca görünen çizgi, resim ya da yazı şekilleri. Filigranların âdi filigran ve gölgeli filigran olmak üzere iki çeşidi vardır. Adi filigranlarda şekiller ve yazılar kâğıdın bünyesine göre daha açık görünür. Gölgeli filigrandaki şekiller ise, fotoğraflardaki gibi açıklı koyulu görünür. Filigranlar, kâğıt yapılırken kullanılan kalıplar üzerine tespit edilen şekillerle yapılır. XIII. yüzyılda kullanılmağa başlanan filigran, özellikle kâğıt paraların, çeşitli kıymetli kâğıtların bir alâmeti için de bulunur. Böylece, bu kıymetli kağıtların tak... Devamı »»»
GAZMASKESİ « Sözlük
Çeşitli yerlerde ve çoklukla savaşlarda kullanılan zehirli ve boğucu gazlardan korunmak için hazırlanmış maske. Bir kişinin solunum yaparken, havayı süzmek ve zehirli gazı tutmak esasına göre yapılmıştır. Ya başa tamamen giyilen (lâstik kauçuk, bezden yapılmış) bir maske halinde, yada burun ve ağzı iyice örtecek yarım maske şeklinde olur. Her iki şekilde de, solunum yaparken havadaki gazı süzmeye yarayan bir süzgeci vardır. Bu süzgeç, özel kömürlerle doldurulmak suretiyle düzenlenmiştir. Bir süzgeç için 100 gram kadar kömür yeter bir miktardır (Bir insan, ortalama olarak bir' saatte 600 litre ... Devamı »»»
GÖZLEM « Sözlük
Herhangi bir olayın, dikkatli şekilde görülmesi ve anlaşılması ... Devamı »»»
HİPNOTİZM « Sözlük
Telkin yoluyla bu işe elverişli biri üzerinde elde edilen uykuya benzer iradesizlik ve uyuşukluk hali. Hipnotizm, psikoloji, lâboratuarlarında, bu işe elverişli ve sinir sistemleri bakımından bu deneylerde olumlu sonuçlar verecek kimseler üzerinde uygulanır. Bu kimselere “medyum” adı verilir. Medyumun iradesi, bu telkini yapan, yani bir çeşit uykuya daldıran kimseye bağlıdır. Psikoloji lâboratuarlarında, bilimsel araştırmalar için başvurulan bir çalışma olduğu gibi, çoğu aile toplantılarında bir eğlence konusu olmak üzere de yapıla gelmektedir. ... Devamı »»»
İPEK « Sözlük
İpek böceğinin kozasını çözerek çıkarılan çok ince ve parlak tel; iplik haline getirilip kumaş yapılır. Îpek böceği tırtılı, kelebek haline geleceği zaman, vücudundan çıkardığı bir madde ile kendi etrafını sarar. Bu madde kesiksiz ve çok ince bir ip özelliğindedir. İp özelliğinde olan bu madde, ipektir. Bir kozadan 900 metre kadar uzunlukta, örümcek ağı gibi ince ipek çıkar. Bu iplikler, kozalardan özel makinelerle çıkarıldıktan sonra birleştirilir, bükülür ve dokunacak haline getirilir. Bu doğal ipeğin yanı sıra, sun'î ipek de yapılmıştır. Sellüloz ve bileşimlerinden elde edilen bu ipek, bu ... Devamı »»»
İNCİ « Sözlük
Bazı kabuklu deniz hayvanlarının, özellikle istiridyenin içinden çıkan ve kadın süslerinin en değerlilerinden birini meydana getiren sedef renginde parlak, sert ve yuvarlak tanecik. İstiridyelerin özel bir salgısının sertleşmesinden meydana gelir. Sıcak denizlerde, Kızıldeniz'le Avustralya arasındaki sularda bulunan istiridyelerde çok bulunur. En iyi ve iri inciler, Seylân adası kıyılarıyla Basra körfezi ve Güney Hint denizinde bulunur. İnci avcıları, çoklukla zencilerdir. Bunlar durgun denizde, denizin derinliklerine dalarak istiridyeleri toplarlar. Elde edilişi çok zor olduğu ve nadir bulund... Devamı »»»
LEVÜLOZ « Sözlük
Glikozun izomerisi olan bir monosakkarit. Meyvelerde bulunduğu için “meyve şekeri” de denir.Suda eriyen beyaz katı bir cisimdir. ... Devamı »»»
KOZA « Sözlük
İçinde krizalit bulunan, tırtılların yaptığı mahfazalara verilen ad. Koza deyimi, çoklukla ipekböceği kozaları için kullanılır. İpekböceği tırtılı, kelebek halinde geleceği zaman, vücudundan çıkardığı bir madde ile kendi etrafını sarar. Kesiksiz ve ince bir ip gibi olan bu madde “ipek” tir. İpeğin, tırtıl çevresinde meydana getirdiği bu muhafaza kozadır. ... Devamı »»»
KİBRİT « Sözlük
Başı bir yere sürtüldüğü zaman tutuşan ve ateş yakmakda kullanılan küçük çöp parçası. İlk kibritler, 1809 yılın, da icat edilmiştir. İlkin fosfor ve kükürt karışımından yapılan kibritler, az zamanda büyük gelişme kazanmıştır. İlk kibritler, kötü kokular çıkardıkları gibi çok zehirli idiler. Sürtündükleri her yer, tutuşmalarına elverişli olduğu için, tehlikeleri büyüktü. Bugünkü kibritler ise, çöp kutularında potasyum kloratı ihtiva ederler. Yalnız, kibrit kutularında bulunan fosfora sürtmekle yanarlar. ... Devamı »»»
KURUŞ « Sözlük
Kırk paradan ibaret ve bir liranın yüzde biri değerinde Türk parası. Ülkemizde para birimi halinde de kullanılır. Kuruş kelimesi, kalın anlamına gelen Lâtince “grossus” kelimesinden alınmadır. ... Devamı »»»
NABIZ « Sözlük
Atardamarlara, özellikle bilekteki atardamarlara parmakla basıldığında duyulan ve kalp vuruşunun oraya kadar yansımasından ileri gelen kımıltı. Her kalp vuruşundan sonra atardamarlardaki kanın kalp kuvveti etkisi altında basıncının değişmesi, vücudun sert bölümleri üzerinden geçen arterler üzerine batırılan parmakla duyulur. Hu durulma, arter içindeki kanın kalpten nabız denilen yere kadar gidip parmakla çarpmasından değil, kanın basınç altında kalmasıyla beraber arter duvarlarının kasılan kalp kuvvetinin etkisiyle titreşmesindendir. Nabız, kalp vuruşuyla hemen eş zamanda değilse de bu ara, b... Devamı »»»
NARGİLE « Sözlük
“Tömbeki” denilen bir cins tütünü içmeğe yarar takım. İçi su dolu bir şişe ile bunun ağzına tıkalı ve marpuçlu bir bölümden ibarettir. Tömbeki, nargile başı denen yere doldurulur ve üstüne ateş yerleştirilir. Marpuçla çekilen duman şişedeki sudan geçmek suretiyle zehir şiddetini kaybederek ağza gelmiş olur. ... Devamı »»»
MADALYA « Sözlük
Bir savaşta ya da başka bir üst olayda yararlık gösterenlere, yarışlarda ve sergilerde derece alanlara bir armağan ya da bir hatıra olmak üzere verilen büyük madenî para biçimli alâmet.Her milletin, çok uzun zamanlardan beri devam ede gelen bir madalya verme geleneği vardır. Bizde ilk madalya, 1730 yılında verilmeğe başlanmıştır. “Ferahi” adı verilen bu madalya altındandı. Madalyaların kimlere ve nasıl verileceği tüzüklerle açıklanmıştı. Abdülmecit zamanında 21, Abdülaziz zamanında 5, Abdülhamit zamanında 19, Meşrutiyet devrinde 7 madalya çıkarılmıştır. Cumhuriyet devrinde, özel yarışmalar ... Devamı »»»
MAHYA « Sözlük
Ramazanda, büyük camilerin karşılıklı iki minaresi arasında boşlukta asılarak yapılan ışıklı yazılara mahya denir. Mahyalar, şimdi, elektrik ampulleri ile yapılır. ... Devamı »»»
MUM « Sözlük
Parafinden ya da iç yağından yapılan ilkel bir aydınlatma aracı. Ortalama 20 santimetre uzunluğunda, 3 santimetre çapında, bir silindir biçimindedir. Ortasında, yandığında ışık verecek bir fitil bulunur. İç yağından elde edilen mum, bu yağdaki stearik asitten yapılır. Ortasındaki fitil de borik aside batırılarak yanma yeteneği artırılmış pamuk ipliğidir. Parafinden yapılan mum ise, parafinin sıcak kalıplara dökülmesinden sonra, bu kalıpların birdenbire soğutulmasıyla elde edilir. ... Devamı »»»
MUSKA « Sözlük
Bazı hastalıkları ya da başka sıkıntıları giderdiğine inanılarak taşınan, suda ezilip suyu içilen, tütsüsü yapılan bir çeşit yazılı ve sarılı kâğıt. Üstte taşman muska, muşambaya sarıldıktan sonra bez ya da teneke ile kaplanır. Üç köşe şeklinde olanları olduğu gibi, ince uzun olanları da vardır. ... Devamı »»»
PASTÖRİZE « Sözlük
Bira, şarap, süt gibi maddeler için uygulanan mayaları öldürme usulü. Bu usulle, yiyeceklerin, uzun zaman dayanmaları sağlanır. En çok süt için kullanılır. Bu usulde süt 75 derecede 20 dakika ısıtılır ve birdenbire sıcaklığı 10 dereceye düşürülür.... Devamı »»»