| |
AHŞAP EV « Mimari Sanatı
Ağaç tomruklarından ya da bunları keserek elde edilen keresteden yapılan ev. Ahşap inşaatta kullanılacak odunlar son çağına varmış ağaçlardan sonbaharda ya da kışın kesilmek suretiyle elde edilir. Böyle bir inşaat için ağaçların çatlak olmamaları, kuru olmaları gereklidir. Mimarî sanatının eski bir örneği olan ahşap ev ve inşaatlar, bugün artık bırakılmış durumdadır. Bugünkü binalar kereste yerine taş, çimento ve demirden yapılmaktadır.Yapı malzemesindeki bu değişiklik yüzünden, yeni binalar eski yapılara göre daha sağlam, daha dayanıklı olmalarının yanında, daha büyük ve çok katlı o... Devamı »»»
AKUSTİK « Mimari Sanatı
Sesin yansımasını binalar içindeki hareketini, binalar tarafından emilmesini inceleyen bilgi koluna verilen ad. Akustik, bina plânlarının yapılmasında, önemle üzerinde durulması gereken bir bilgi koludur. Özellikle, konser salonlarının, tiyatro binalarının ya da odalarının akustik bakımından gerekli şekilde planlanması büyük önem taşır. Konser salonlarında ve tiyatro sahnelerinde, belirli bir yerde oynanan bir piyesin ya da verilen konserin, salonun her tarafından rahatlıkla duyulabilmesi, akustik bilgi kolunun önemini anlatmaya yeter. ... Devamı »»»
ANIT - KABİR « Mimari Sanatı
Büyük Atatürk'ün, aynı zamanda bir anıt da olan yattığı yer. Ankara'da İstasyon'un güneyinde; Bakanlıklar .Bahçelievler - Gazi Eğitim Enstitüsü ve İstasyon'un meydana getirdiği dörtgenin tam ortasında Anıttepe denilen yerde bulunmaktadır. 1945 yılında yapımına başlanmıştır. Büyük Atatürk'ün naşı 10 Kasım 1953 tarihinde geçici olarak bulunduğu Etnografya Müzesinden büyük bir törenle kaldırılarak Anıt Kabre yerleştirilmiştir. Anıt-Kabir, Aile (Giriş Yolu) kısmı, Ön Avlu (Zafer Alanı), Şeref Salonu olmak üzere başlıca üç kısma ayrılmıştır. Aile iki tarafı ağaçlıklı bir yoldur. Buraya geniş merd... Devamı »»»
APARTMAN « Mimari Sanatı
Birkaç kat üzerinde bir kaç odalı daireye ya da bu gibi dairelere bölünmüş olan binalara verilen ad. Bu çeşit yapılar, dar bir alana çok sayıda nüfusun yerleştirilmesi zorunluluğunun belirdiği büyük şehirlerde başlamıştır. Bu şekilde yanılar, uzun asırlar boyunca, tek tek ailelerin oturmakta olduğu geniş ve bahçeli evlerin verini almağa başlamıştır. Bugün, modern ülkelerde ve büyük şehirlerde, içlerinde yüzlerce, binlerce kişiyi barındıracak şekilde büyük ve çok katlı apartmanlar yakılmaktadır. ... Devamı »»»
BAĞDAT KÖŞKÜ « Mimari Sanatı
İstanbul'da bulunan Osmanlı anıtlarının en güzellerinden biri. Yapılmasına 1634 yılında başlanmış ve 1638 yılına kadar sürmüştür. 1638 yılında Bağdat'ın tekrar zapt edilme hatırası olarak “Bağdat Köşkü” adı verilmiştir. XV.yüzyıl Türk sanatının en güzel örneklerinden biridir. İçi ve dışı çinilerle kaplıdır. Mimari kesin olarak bilinmemekle beraber, zamanın mimarbaşısı Kasım'ın eseri olduğu sanılmaktadır. Köşk, sekiz köşeli geniş bir plân üzerine inşa edilmiştir. ... Devamı »»»
BAĞDAT KÖŞKÜ « Mimari Sanatı
İstanbul'da bulunan Osmanlı anıtlarının en güzellerinden biri. Yapılmasına 1634 yılında başlanmış ve 1638 yılına kadar sürmüştür. 1638 yılında Bağdat'ın tekrar zapt edilme hatırası olarak “Bağdat Köşkü” adı verilmiştir. XV.yüzyıl Türk sanatının en güzel örneklerinden biridir. İçi ve dışı çinilerle kaplıdır. Mimari kesin olarak bilinmemekle beraber, zamanın mimarbaşısı Kasım'ın eseri olduğu sanılmaktadır. Köşk, sekiz köşeli geniş bir plân üzerine inşa edilmiştir. ... Devamı »»»
BİNA « Mimari Sanatı
İçinde oturmak, herhangi bir amaçla kullanılmak üzere yapılan kapalı ve içi gerekli şekilde bölmeli yapı.Binalar kullandıkları amaçlara göre çeşitli adlar alırlar. Ailelerin oturmasına yarayan binalara mesken, işyerlerinin bulunduğu binalara han,yolcuların konakladıkları binalara otel, çeşitli işyerlerinin ve iş tesislerinin bulunduğu binalara fabrika (ya da yapılan işe göre boyahane dökümhane Demirhane, iplikhane gibi) denir. Bunlardan başka resmî işlere yarayan (karakol, adalet sarayı, hükümet konağı, okul hastane kışla, postane gibi) binalarla resmî binalar, çeşitli f... Devamı »»»
CAPİTOL « Mimari Sanatı
Amerika Birleşik Devletleri Kongresinin Washington'daki toplantı yeri, 1800 yılından beri bu amaçla kullanılmaktadır. Bir birine bağlı birkaç taş binadan meydana gelmiştir. Yapının uzunluğu 229 metredir. Yüksekliği 37 - 43 metre arasında değişmektedir. Temeli 1793'te atılmış, kuzey kanadı 1800 de güney kanadı 1815 te bitirilmiştir. Yarımküre şeklinde ve dökme demirden yapılmış olan şimdiki kubbesi 1863 te bitirilmiştir. ... Devamı »»»
CAPİTOLİUM « Mimari Sanatı
Eski Roma'da, şehrin kuzeybatı bölümünde Capitolinus dağında bulunan şehir akropolü ve oradaki binalar. Önceleri şehir kalesi ve sığınağı olarak kullanılmış sonraları şehrin dinî ve siyasî merkezi haline gelmiştir. Bugün Roma'nın önemli turistik bölgelerinden biridir . ... Devamı »»»
ÇIRAĞAN SARAYI « Mimari Sanatı
İstanbul'da Boğaziçinde , Beşiktaşla -Ortaköy arasında Sultan Abdülâziz tarafından 1863 - 1867 yılları arasında yaptırılmış bir saray. Dört milyon altına mal olan plânı ve tezyinatı bakımından XIX. yüzyıl mimarimizin en güzel örneklerinden biri olan Çırağan sarayı, 1908 devriminden sonra kısa bir süre Meclisi Mebusan ve Âyan'a ayrılmış, 1910 yılında çıkan bir yangınla harap olmuştur. Bugün yalnız duvar, lan ve muhteşem kapıları kalmıştır. Tarihimizde Ali Suavi tarafından çıkarılan “Çırağan vakası” ile ünlüdür. ... Devamı »»»
DEKORASYON « Mimari Sanatı
Mimarlıkta, yapıların içine ya da dışına uygulanan süsleme işine verilen ad. Dekorasyon, resimle mimarlığın bağdaşmasından ileri gelmiş, birçok sanat kollarını da içine almıştır. Dekorasyonda, iç süsleme ve dış süsleme olmak üzere başlıca iki bölüm vardır. Dış süsleme, genel olarak mimarlıkla beraber, resim heykel ve başka güzel sanat kolları ile ilgilidir. Duvar renklerin den döşemenin biçimine ve yerleştirilmesine kadar her şeyi, belirli bir ahenk içinde birleştirmeyi hedef olarak alır. ... Devamı »»»
GOTİK SANATI « Mimari Sanatı
Avrupa'da Romen mimarisini takip eden ve XVI. Yüzyıl sonuna kadar süren bir mimarlık tarzı. Gotik mimarisi, Roman mimarisinin gelişmiş bir şeklidir. Bu sanatın Got'larla bir ilgisi yoktur. Gotik adı, ilk defa Raphael tarafından kullanılmıştır. Gotik mimarlığın, Roman biçiminden ayrılan kesin noktaları vardır. Başlıca ayrıntılar şunlardır: Kubbe yerine, dilimler, tepede birleşen kemer kubbeler yapılmış; sütunlar, köşeli kemerlerle bağlanmış ve yere daha yaklaşmıştır. Pencerelerde kullanılmağa başlayan renkli cam ve resimlerle, içeriye girecek ışık miktarı arttırılmıştır. Binalar, ölçü bakımın... Devamı »»»
GÖKDELEN « Mimari Sanatı
Genel olarak Amerika Birleşik Devletleri'nde rastlanan çok katlı binalara verilen ad. Gökdelenler, az yerde çok barınak kurmak suretiyle, çok dar bir yüzeyde büyük kalabalıklar toplamak zorunluğu karşısında, modern mimarlığın bir tarzı olarak meydana gelmiştir.Böylece, gökdelenlerin çok olduğu şehirler, bazı hallerde, yüzölçümleri bir iki milyon insanı barındırabilecek yapılar yapılmasına elverişli olabilecek küçüklükte olmasına rağmen; aynı yüzölçümünde bir kaç milyonu bulan kalabalığın barınması sağlanmış olmaktadır. Türkiye'de, bu şekilde gökdelen ola bilecek özellikte binalar yoktur.... Devamı »»»
HAVUZ « Mimari Sanatı
Bahçelerin, parkların süsü için yapılan, muntazam şekilde, değişik büyüklüklerdeki su çukurları. Derinlikleri çeşitli olur, altları mermer ya da çimento ile döşelidir. Şekilleri, bahçelerin durumuna göre düzenlenir. Bazılarının ortasında fıskiyeler bulunur. İçlerinde balık ve su çiçekleri olanları da vardır. ... Devamı »»»
KIZKÜLESİ « Mimari Sanatı
İstanbul'da, Marmara denizinin kuzeydoğu ucunda, İstanbul Boğazının güneyinde, Üsküdar kıyılarına yakın kayalıklar üzerinde, küçük adacık şeklinde bir kule. Bu kulenin kuruluşu üzerinde çeşitli söylentiler vardır. Bunlardan biri; imparator Kostanün'in kızının bir yılan tarafından sokulmak suretiyle öleceği yolundaki kehanet üzerine, bu tehlikeden kızını kurtarmak için, deniz üzerinde bu kuleyi yaptırmış olduğudur.Kızkulesi, bugün bir deniz feneri olarak kullanılmaktadır. ... Devamı »»»
KALE « Mimari Sanatı
Düşmandan korunmak ve saldırısına engel olmak için kalın duvarlarla yapılan, düşmana ok ve mermi atmağa mahsus yerleri olan, içinde askerlerin barınacağı yerler bulunan büyük yapı.Topun icat edilmesi ve kullanılmaya başlaması tarihlerine kadar büyük önem taşıyan kaleler, özellikle XV. yüzyıldan itibaren eski büyük önemini kaybetmiştir. Bugünün ne toplum hayatı anlayışında ne de savunma anlayışında bir önemi kalmamıştır. Kalelerin asıl gelişmeleri Ortaçağdadır.Duvar ve kulelerin üzerinde bunlara bitişik kulelerden meydana diş diş duvar kısımları vardır. Bunlar ok ve mermi atanları korur.Bu sipe... Devamı »»»
MİNARE « Mimari Sanatı
İslâm dininde, namaz vaktinin geldiğini bildirmek için, ezan okumak üzere çıkılan yüksek ve ince yapılı kule. Minareler genel olarak taştan yapılır. Minareler, mimarî bakımından en güzel şeklini, XVI. yüzyıl da Mimar Sinan zamanında bulmuştur. Minareler, en ait kısmından başlamak üzere şu bölümlere ayrılır: Kürsü, papuç, gövde, şerefe, petek, külâhr alem. Camilerin bitişiğinde ve dışarıda ezan : okutmak duyurmak için yapılan minarelerde, ilk ezan, elli sekizinci hicrî yılının bir gecesi, sabah namazına davet için Mesleme'nin kardeşi Şerahbil bin Arm tarafından okunmuştur. ... Devamı »»»
RUMELİ HİSARI « Mimari Sanatı
Fatih Mehmet tarafından, İstanbul'un alınış yıllarında yaptırılmış olan ünlü hisar. Yapımına 1452 yılının Mart ayında başlanmış, aynı yılın Temmuz ayı sonlarında bitmiştir. ... Devamı »»»
ŞATO « Mimari Sanatı
Ortaçağ boyunca, Avrupa'da, derebeylerin oturdukları kale şeklinde, kuleli ve önleri hendekli korunma ve oturma yerleri. Şatolar, bir bölgenin en yüksek yerine yapılır, devamlı olarak askerlerin koruyuculuğu altında bulunurdu. Şato çevresi ise, derebeyine bağlı köylülerin, işlettikleri topraklar ve barınakları ile dolu bir durumda idi. Şatoların yüksek olan dış duvarlarının etrafında, derin su hendekleri bulunur, buradan yüksek olan şato duvarlarına geçmeyi imkânsız bir hale getirirdi. Giriş kapılarına, birer asma köprü ile geçilebilirdi. Bu kapıdan girildiğinde, büyük bir avlunun içinde çeşi... Devamı »»»